Alevileriz Biz

Alevi Yaşantısı
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 AİLE KAVRAMI VE TOPLUMDAKİ YERİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: AİLE KAVRAMI VE TOPLUMDAKİ YERİ   C.tesi Ocak 17, 2009 3:02 am

Örf, adet, gelenek, görenek ve hukuk kurallarına göre kurulan aile; ana, baba ve çocuklardan oluşan toplumun en temel sosyal kurumudur. Aynı zamanda Türk toplumu için kutsal bir kurum olan aile, o toplumun gelenek, görenek, dil, din ve diğer özelliklerinden yaşandığı en küçük temel öğesidir. Türk toplumu açısından ailenin önemini vurgulamak için Anayasamızın 41.maddesi "Aile toplumun temelidir" ifadesi kullanılmaktadır.

Türk dil kurumu sözlüğünde aile "Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik" şeklinde tanımlanmaktadır. Aile için yapılan bu geniş tanımlamaya rağmen sosyal bilimciler aileyi "çekirdek aile" ve "geniş aile" olmak üzere iki kısma ayırmaktadır.

Ana, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan aileye çekirdek aile denir. Geniş aile ise ana, baba, çocuklar, çocukların eş ve çocukları, büyük anne, büyük baba gibi akrabalardan oluşan ailedir. Kentleşme süreciyle birlikte geniş aile tipinden çekirdek aileye doğru geçiş olmuştur. Ülkemizde şu anda hem geniş aile hem de çekirdek aile görülmektedir. Geniş aile kırsal kesimde, çekirdek aile ise kentlerde yaygındır.


Türk toplumu tarafından kutsal sayılan aile kurulurken, aileyi oluşturacak olan erkek ve kadın karşılıklı olarak anlaşır. Yukarı da belirttiğimiz gibi aile, Anayasamızda yer alan hükümlerle yasal güvence altına alınmıştır. Aile, Anayasamızda yer alan "Devlet ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır ve teşkilat kurar" ifadesi ile koruma altına alınmıştır.

Ailenin Toplumdaki Yeri

Farklı sosyal ve kültürel değerlere sahip olan toplumların kendilerine özgü aile kurumları vardır. Dolayısıyla toplumlardaki aile yapısı ve değerleri de farklıdır. Topluma ait olan sosyal ve kültürel değerlerin öğretilmesi, öğretilen değerlerin yeni nesillere aktarılması aile yoluyla gerçekleşir. Bir başka ifadeyle topluma ait kuralların ilk öğrenildiği yer ailedir. İnsan sevgisi, vatan sevgisi, bayrak sevgisi ve din değerler önce ailede öğretilmeye başlanır.

Düzenli toplumlar, düzenli ailelerin varlığı ile oluşacağından aileye gerekli önem verilmelidir. Aile kurulurken yasalara uygun davranmak gereklidir. Ülkemizde evlilik kurumunu düzenleyen Türk medeni Kanuna göre evlenmen için kadınların en az 15, erkeklerin ise en az 17 yaşında olmaları gerekir. 18 yaşın altındaki evliliklerde anne ve babanın izni gerekmektedir. Türk medeni kanununda yer alan bir diğer hüküm ise yakın akrabalar ile akıl hastalarının evlenemeyeceğidir.

Ailenin toplumdaki önemi göz ardı edilmemelidir. Aileye yeterince önem vermeyen batı toplumlarından telafi edilemeyen yıkıcı faaliyetler oluşmuştur. Bunun farkına varan batı toplumları son yıllarda tekrar aile kurumlarına sarılmışlardır. Aile bağlarının zayıfladığı toplumların yıkıma uğrayacağı hiç bir zaman unutulmamalıdır. Türk toplumu sahip olduğu güçlü aile yapısıyla şu anda güven vermektedir. Aile kavramı her zaman türk toplumu için önemli bir yerde tutulmaktadır. Bunu gerek dış topluluklar gerek iç topluluklar bilmektedirler. Aile kavramımızın toplumdaki yeri ve önemi böyledir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Aile Hayatına Etki Eden Faktörler   C.tesi Ocak 17, 2009 3:06 am

Evliliğe karar vermede etkisi olan faktörler : Oldukça fazla sorumluluğu olan evliliğe karar verilmesinde bir çok faktör etkili olur. Bu faktörlerden bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

* Evliliğe hazır oluşta kadın ve erkeğin yaşlarının yasal yaşlarda olması gerekir. Evlilik için her iki cins de belli bir yaşta olmalıdır.

* Evlenecek cinslerin evlilik yaşı yanında, fiziksel olgunluğa da ulaşmış olmalıdır. Bedensel olgunluğa ulaşmamış erkek ve kadının evlenmeleri bir çok olumsuz duruma yol açar.

* Evlenecek kişiler duygusal olgunluğa da erişmiş olmalıdır. Çocuk yaşlarda geçici heveslerle yapılan evliliklerin ömrü genelde kısa olmaktadır. Böyle evlilikler devam etse de bir çok problemleri olacağı kaçınılmazdır. Halbuki belli bir duygusal olgunluğa ulaşarak yapılan evlilikler daha sağlıklı yürümektedir.

* Evliliğin sağlıklı yürüyebilmesi için evlenecek kişinin belli bir ekonomik gelir sağlayacak işi olmalıdır. Hiç bir işi ve ekonomik geliri olmayan çiftlerin kuracağı evlilikler başta geçim sıkıntısı olmak üzere bir çok sorunu beraberinde getirir. Kısaca evlenecek kişiler ekonomik özgürlüğünü kazanmış olmalıdır.

* Evlenecek gençlerin askerliğini yapması ve sosyal bir olgunluğa ulaşması oldukça önemlidir. Evliliğe hazırlanan gençler bulundukları toplumun sosyal kurallarına uyum sağlamış, dengeli ve sağlıklı bir ruh yapısına sahip olması gerekir. Anti sosyal kişilerin yapacağı evliliklerde değişik problemler yaşanır.

* Evlenecek kişilerin eğitimini tamamlanması önemlidir. Eğitimini tamamlayan kişiler topluma ve atılacağı iş hayatına daha kolay uyum sağlar. Bunun için eğitim durumu evliliğe karar vermede etkilidir.


* Evliliğe karar vermede karşı cinslerin sosyal durumu, eğitim durumu, ekonomik durumu kültürel yapıları ve kişilik özellikleri bakımından benzer özelliklere sahip olmaları oldukça önemlidir. Farklı kültüre, eğitime, ekonomik duruma ve değişik karaktere sahip kişilerin yaptığı evliliklerde bu zıt özelliklerin çatışması kaçınılmazdır.

* Yakın akrabalar arasında yapılan evliliklerde de olumsuzluk meydana geleceğinden evliliğe karar verirken yakın akraba evliliğinden kaçınılmalıdır.

Evliliğe karar vermede yukarıda saydığımız faktörlerden biri etkili olabileceği gibi bir çoğu da karar vermede etkili olur. Farklı özelliklere sahip iki kişinin bir ömür boyu beraber yaşayacağı evliliğe karar verilirken çok dikkatli davranılmalıdır.

Aile hayatına etki eden faktörler : Aile hayatına etki eden bir çok olumlu ve olumsuz faktör vardır. Aile hayatına etki eden olumlu ve olumsuz faktörlerden bazılarını aşağıdaki gibi açıklayabiliriz.

* Aile ortamına sevgi, saygı ve hoşgörü hakim olduğunda bu ailedeki çocuklar daha sağlıklı büyür.

* Anne ve baba arasındaki aşırı geçimsizlik ailedeki huzurun bozulmasına neden olur. Huzursuz aile ortamlarında hem anne ve babanın, hem de çocukların ruhsal durumları bozulur. İç huzuru kalmayan bu ailedeki bütün fertlerin sağlığı özellikle de çocukların sağlığı bozulur. Bu ortamda yetişen çocuğun ileri yaşlarda farklı problemleri olacaktır.

* Aile bütünlüğünün korunması açısından, aile bireylerinin görevlerini ve sorumlulukları bilmesi gerekir. Aileyi oluşturan bütün bireylerin karşılıklı olarak birbirlerine sorumlulukları vardır. Aile bireyleri arasında tam bir dayanışma olmalıdır. Aile bireyleri arasında iş bölümü yapılarak bir düzen kurulmalıdır. İş bölümü yapıldıktan sonra her bire üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirmeye çalışmalıdır.

* Aile bireylerinden herhangi birisinin içki, kumar, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkların olması aile hayatını olumsuz etkiler.

* Düşük gelir seviyesi de aile hayatını olumsuz etkiler.

* Aile bireylerinin sağlıklı olması aile hayatını olumlu etkiler.

Yukarıda sıraladığımız faktörlerin yanında aile hayatına etki eden temek faktörleri şöyle açıklayabiliriz.

Sosyal durum : Ailenin yaşama şekli, anne ve babanın yetiştiği ortam, meslekleri, çevresiyle kurduğu ilişkiler, işlerinin olup olmadığı gibi faktörler ailenin sosyal durumunu oluşturur. Aile bireylerinin yakın akrabalarını ziyaret etmeleri, dini ve milli bayramlarda yakın çevreyi ziyaret, ailedeki sevinç ve üzüntülerin birlikte paylaşılması gibi sosyal durumlar aile birliğinin güçlenmesini sağlar.

Eğitim durumu : Anne ve babanın eğitim durumları ailedeki uyumu sağlamasının yanında çocukların yetiştirilmesi ve geleceklerinin hazırlanmasında da büyük öneme sahiptir. Çocuklar ilk eğitimlerini aileden aldıklarından ailenin verdiği eğitim çocuğun topluma kazandırılmasını sağlar. Ailede topluma ait değer yargıları öğretilir.


Ekonomik durum : Ailenin belli bir refah düzeyine ulaşması ve çeşitli ihtiyaçların karşılanması için yeterince gelir getirecek bir işi olması gerekir. İşi olmayan veya düşük geliri olan ailelerde zorunlu ihtiyaçlar karşılanamayacağından yaşam seviyesi, dolayısıyla da eğitim seviyesi düşer. Aile bireylerinden sadece bir kişinin çalışarak gelir getirmesinin yanında ailenin diğer bireyleri de gelir getirecek bir işte çalışabilirler. Aynı zamanda aile içindeki israfın önlenmesi de ekonomik olarak katkı sağlar. İsrafın önlenmesiyle sağlanan kazanç ise başka harcamalarda kullanılabilir.

Aile bireylerine ait faktörler : Daha önce açıkladığımız gibi aile bireyleri arasındaki sevgi, saygı ve hoşgörü beraberinde huzuru getirir. Bu huzurlu ortamda yetişen çocuklar sağlıklı, dengeli ve mutlu olur. Aile bireyleri arasındaki sevgi, karşılaşılacak bir çok sorunun daha kolay çözülmesini sağlar. Aile bireyleri arasında sevgi ile birlikte saygı da olmalıdır. Aile bireyleri birbirlerinin düşünce ve görüşlerine saygı duymalıdır. Aile bireylerinin farklı müzik, spor vb. zevkleri olabileceğinden karşılıklı saygı oldukça önemlidir. Ailedeki büyükler ve küçükler arasındaki sevgi ve saygı ikili ilişkilerde dikkate alınmalıdır. Aile hayatına etkili faktörlerde birisi olan hoşgörü, düzenli ilişki kurulmasında önemli yer tutar. Aile bireylerinin birbirlerine olan yaklaşımlarında hoşgörüye yer verilmelidir. Olabilecek bazı kusurlara hoşgörülü davranılmalıdır. Ancak hoşgörünün bir sınırı olduğu bilinci de verilmelidir. Örneğin; sağlığa zararlı alışkanlıklardaki hoşgörünün büyük felaketlere neden olacağı unutulmamalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Aile Planlamasının Tanımı   C.tesi Ocak 17, 2009 3:07 am

Aile planlaması, koruyucu yöntemlerden yararlanarak ailelerin ekonomik durumlarına göre istedikleri sayıda ve istedikleri zamanda çocuk sahibi olmalarına imkan veren bir uygulamadır. Tanımdan da anlaşılacağı gibi aile planlaması çocuk sayısına sınırlama koyan bir uygulama olmayıp aksine ailenin bakabileceği kadar çocuk sahibi olmasını amaçlayan bir uygulamadır.



Aile planlaması ile birlikte sık kullanılan bir ifade de nüfus planlamasıdır. Aile planlaması ile nüfus planlaması birbirinden farklı kavramlardır. Aile planlamasında çocuk sayısında kesin bir sınırlama yoktur. Oysa nüfus planlamasında yasalarla çocuk sayısı sınırlı tutulur. Nüfus planlamasında yasalara uymak zorunlu olduğu halde aile planlamasında aileler gönüllü olarak bu uygulamaya katılır. Örneğin, ülkemizde ailelerin gönüllü katkılarıyla ile planlaması uygulanmaktadır. Nüfus planlamasının uygulandığı ülkeye örnek olarak Çin verilebilir. Çin'de her aileye bir çocuk sahibi olmak için izin verilmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Aile Planlamasının Ana ve Çocuk Sağlığına Etkisi   C.tesi Ocak 17, 2009 3:08 am

Çok ve sık doğum yapmak aşırı doğurganlık olarak adlandırılır. Aşırı doğurganlığım hem anne, hem de çocuk sağlığı açısından önemli sakıncaları vardır. Çok ve sık doğumlar gebelik sırasında ve doğumda istenmeyen durumların görülme sıklığını artırır. Çok ve doğumun sakıncalarını aşağıdaki gibi açıklayabiliriz.

Çok ve sık doğumun ana sağlığına etkisi : Çok ve sık doğum, ana sağlığını bir çok yönden olumsuz etkiler. Bu olumsuz etkilerden önemli olan bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Çok ve sık doğum yani aşırı doğurganlık ana ölüm hızını yükseltir. Ülkemizde ve diğer bir çok ülkede yapılan araştırmalar doğurganlık artışına paralel olarak ana ölüm hızının da arttığını göstermiştir. Çok ve sık doğum yapan kadınlarda diğer kadınlara göre daha fazla beslenme bozuklukları görülmektedir. Aşırı doğurgan kadınlarda kansızlık durumu da diğer kadınlara göre daha fazladır. Aşırı doğurgan kadınlarda gebelik ve doğumla ilgili rahatsızlıklara daha çok rastlanılmaktadır. Aşırı doğurgan annelerde rahim yırtıkları, aşırı kanama, yüksek tansiyon, rahim ağzı kanserleri, düzensiz adet görme, varis vb. rahatsızlıklar diğer kadınlara göre üç kat daha fazladır. Doğum sırasında bebeğin ters gelmesi gibi anormal durumlar da aşırı doğurgan kadınlarda çok görülür.

Aşırı doğurgan annelerin vücut dirençleri azaldığından mikrobik hastalıklara daha çabuk yakalanırlar. Aşırı doğurgan annelerin üreme organlarında ihtihabi hastalıklar, idrar kesesi ve rahim sarkması gibi kadın hastalıkları daha fazla görülür. Düşük yapma, aşırı doğurgan annelerde diğer annelere göre daha sık görülür. İstenmeyen gebelikler sonucu düşük yapma eğiliminde artış görülür. Buna bağlı olarak anne sağlığı açısından önemli sorunlar ortaya çıkar. İstenmeyen gebelikleri sonlandırmak için yapılan düşüklerde her yıl çok sayıda kadın hayatını kaybetmekte, bir çoğu da sakat kalmaktadır. Yukarıda sıralayama çalıştığımız çok ve sık doğumun oluşturduğu olumsuz durumlar ana sağlığı açısından oldukça önemlidir. Ana sağlığında olumsuzluklar ayol açan bu durumları ortadan kaldırmak için ailelerin etkin bir şekilde aile planlamasına katılması gerekir.

Çok ve sık doğum yapmanın çocuk sağlığına etkisi : Çok ve sık doğum yapmak ana sağlığını olumsuz etkilediği gibi çocuk sağlığını da olumsuz etkiler. Çocuk sağlığına olan bu olumsuz etkilerden bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Çok ve sık doğumdaki artışa paralel olarak bebek ve çocuk ölüm hızı da artar. Bunun nedenlerinden birisi gebe annenin karnındaki bebeğin gelişiminin istenilen düzeyde gerçekleşememesidir. Yine anne ve bebekten kaynaklanan nedenlerden dolayı doğum öncesi ve doğum sonrası pek çok olumsuz durum bebek ve çocuk ölüm hızında artışa yol açar. Çok ve sık doğum nedeniyle çocuklarda beslenme bozuklukları görülür. Çocuk sayısıyla uyumlu olarak ekonomik durumun da yeterli düzeyde olması gerekir. Ekonomik durumun yetersiz olmasına rağmen çok ve sık doğum nedeniyle de beslenme yetersizlikleri görülür. Ekonomik durumun yetersizliği, çocuğu küçük yaşta gelir getirmek için ağır işlerde çalışmak zorunda bırakabilir. Buna bağlı olarak çocuğun gelişiminde aksamalar olur.

Çok ve sık doğum nedeniyle doğacak her çocuk ekonomik gelirin düşük olması nedeniyle önceki çocuğun da yetersiz beslenmesine yol açacaktır. Çok ve sık doğum nedeniyle anne ve babanın çocuklara ayıracağı ilgi zaman azalacağından çocuklar psikolojik olarak bu durumdan etkilenir. Aynı durum çocukların eğitilmelerini de etkiler. Çok ve sık doğum yapan anne annelerin bebeklerinin düşük ağırlıkta doğma riski daha fazladır. Düşük ağırlıklı doğan bebekler normal ağırlıkta doğan diğer bebeklere göre daha kolay hastalanırlar.

Çok ve sık doğum nedeniyle ortaya çıkan olumsuzlukları ortadan kaldırmanın tek yolu aile planlamasına uymaktır. Aile planlaması hem bebek hem de ana ölüm hızlarını düşürür. Aile planlaması uygulamalarına katılan bir anne, 20-35 yaşlar arasında en az yıl arayla doğum yapılacağını öğrenir. 20 yaşın altındaki ve 35 yaşın üstündeki gebelikler bir çok yönden sakıncalar taşır. Aile planlaması ile istenmeyen gebelik meydana gelmeyeceğinden kürtaj ve düşük sayısı da oldukça azalır. Dolayısıyla kürtaj ve düşük nedeniyle oluşan ölümler de azalır. Aile planlamasına uyulmasıyla anne ve bebeklerde görülen beslenme bozuklukları en aza iner. Aile planlaması hizmetleri ana çocuk sağlığı merkezlerinde ve sağlık ocaklarında ücretsiz olarak verilmektedir. İsteyen aileler ücretsiz olarak verilen bu sağlık hizmetlerinden istedikleri zaman faydalanabilirler. Aile planlaması faaliyetleri sonucu istenilen sayıda çocuk sahibi olunacağından çocuklarda yetersiz beslenme görülmez. Düşük ağırlıklı bebekler doğmaz. Doğacak her çocuğa yeterli ilgi ve sevgi gösterileceğinden çocuğun beden sağlığının yanında ruh sağlığı da iyi olur.

Yeni istenilen sayıda çocuk olacağından her çocuk için ayrılacak eğitim harcamaları artacağından çocuklar yeterli eğitimlerini almış olacaklardır. Çok ve sık doğum yapan annelerin çocuklarında görülen hastalıklara çabuk yakalanma durumu, aile planlaması sonucu azaltılabilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Toplum Sağlığı Açısından Aile Planlaması   C.tesi Ocak 17, 2009 3:08 am

Aile planlaması toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Aile planlamasının toplum sağlığına olan katkılarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

Aile planlaması ile nüfusumuzun yaklaşık % 60 ı ve 65'ini oluşturan anne ve çocukların sağlığının korunmasına yardımcı olur.
Aile planlaması ile sağlığı yerinde çocuklar doğar. Sağlıklı çocuklar ise sağlıklı toplumların oluşmasını sağlar.
Aile planlaması ile çok ve sık doğum önlenerek istenilen sayıda çocuğa sahip olunur Bu nedenle toplumun beslenme, konut, eğitim ve çevre gibi problemleri daha kolay çözülür.

Dolayısıyla da toplumun refah seviyesi yükselir. Aile planlamasının yeterince uygulanması hızlı nüfus artışı nedeniyle oluşan aşırı nüfus, toplumların ekonomik olarak da geri kalmasını sağlar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Ana sağlığı   C.tesi Ocak 17, 2009 3:09 am

Genel Sağlık Bilgileri bölümü

| Ana sağlığı |

Ana sağlığını açıklamadan önce "Ana" ifadesini tanılayarak öğrenelim. Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamına göre ana, "çocuğu olan kadın" olarak tanımlanmaktadır. Sağlık hizmetleri yönünden ise doğurganlık çağındaki bütün kadınlara, evli olup olmamasına, çocuğunun bulunup bulunmamasına bakılmaksızın ana denir. Kısaca doğurganlık dönemindeki bütün kadınlar sağlık hizmetleri açısından ana olarak kabul edilir. Doğurganlık dönemi önceleri 15-44 yaşlar arası kabul edilmesine rağmen günümüzde 15-49 yaşlar arası doğurganlık dönemi sayılmaktadır. Ana ifadesini tanımlandıktan sonra ana sağlığı için önemli bir evre olan gebelik dönemini açıklayalım.

Gebelik dönemi : Ana sağlığı açısından önemli bir dönem olan gebelik, kadının kadının yumurtalıklarında oluşarak yumurta kanalına atılan yumurta hücresinin erkek üreme hücresi olan spermler tarafından döllenmesiyle başlayıp bebeğin doğumuna kadar geçen döneme gebelik denir. Yumurta hücresinin spermler tarafından döllenmesi fallop tüpü denilen yumurta kanalında gerçekleşir. Döllenmiş yumurta hücresine zigot adı verilir. Yumurta kanalındaki zigot hızlı bir mitoz bölünmez geçirirken aynı zamanda döl yatağı veya ana rahmi olarak bilinen uterusa doğru ilerlemesine devam eder. Daha sonra zigot ana rahminin çeperine tutunarak "zigot - embriyo - fetüs" şeklinde gelişimini doğuma kadar sürdürür.



Döllenmeden doğuma kadar olan gebelik süresi normal olarak 40 hafta (280 gün) dür. Anne karnında bebek (fetüs) bütün ihtiyaçlarını halk arasında eş ya da son denilen plasenta aracılığı ile anneden alır. Aynı şekilde artık maddelerde plasenta yoluyla anneye verilir. Anne karnındaki fetüs plasenteya göbek bağı denilen bir kordonla bağlıdır. Fetüs anne karnında bir kese içinde bulunur. Fetüsü saran kese içinde bir sıvı bulunur. Amniyon sıvısı denilen bu sıvı fetüsün herhangi bir dış darbeden dolayı zarar görmesini engeller. Eşler arasında gebelik düşünüldüğünde gebelikten önce sağlık kuruluşlarına gidilmelidir. Sağlık kuruluşlarında gerekli tahlil yaptıralarak gebelik için sakıncalı bir durum olup olmadığı belirlenir. Böylece kan uyuşmazlığı, genetik bozukluklar, bulaşıcı hastalıklar vb. durumların varlığı önceden belirlenerek daha sonraki üzücü olaylar önlenmiş olur.

Gebelik döneminde bakım : Gebeliğin muhtemel belirtileri görüldükten sonra anne mutlaka sağlık kuruluşlarına başvurarak gebeliğine kesinlik kazandırmalıdır. Gebelik kesinleştikten sonra anne düzenli olarak doktoruna giderek kontrol yaptırmalı ve gerekli bilgileri edinmelidir. Düzenli olarak doktora gidilmekle doğum öncesi ve doğum sırasındaki bir çok olumsuzluk önceden halledilmiş olur. Kontrol sırasında gebe anne, doktoru tarafından her bakımdan doğuma hazır duruma getirilir. Doğum öncesindeki düzenli kontroller sırasında gebe anne izlenerek bazı bakımlar uygulanır.

Kontrol sırasında, izlenimler ve gebe anneye yapılan bakımı aşağıdaki gibi açıklayabiliriz;

Kontrol sırasında anne sağlığını olumsuz etkileyecek durumlar önceden belirlenir. Gebelik sırasında kontrole gelen annenin kan basıncı ölçülür. Gebe annenin idrarı tahlil edilerek incelenir. Gebe annenin her kontrolde ağırlığı ölçülerek kilo artışının normal olup olmadığı takip edilir. Yine gebelik sırasında bebeğin anne karnındaki gelişimi izlenerek doğumun normal olup olmayacağına önceden karar verilerek gerekli tedbir alınır. Bütün bunların yanında gebe annede kalp, böbrek, karaciğer vb. organlarda sistemik hastalıklar araştırılarak tespit edilir. Bütün bu kontroller sırasında görülen anormal durumlarda, gebe annenin doktoru, duruma müdahale ederek gerekli tedaviyi yapar.

Gebelikte düzenli kontroller sırasında annenin yanında bebeğin de gelişimi izlenir. Bu sırada gebe annedeki kilo artışı, bebeğin gelişiminin normal olduğunu gösterir. Bu kontrol sırasında bebeğin;
- Kalp atışları dinlenir. Kalp atışlarının sayısı ve düzgünlüğü bebeğin sağlığı hakkında bilgi verir.
- Rahim içindeki duruşunun nasıl olduğu belirlenir. Böylece gerekli önlemler önceden alınır.
- Doğum öncesi kan uyuşmazlığı olup olmadığı tahliller yapılarak tespit edilir. Eğer kan uyuşmazlığı varsa gerekli önlem hekim tarafından alınır.
- Doğum öncesi anneye yapılan tetanos aşısı ile doğum sonrası çocukta oluşabilecek tetanos hastalığı önceden önlenmiş olunur.

Kontroller sırasında anne, gebelik ve sonrası durumlar için eğitilir. Verilen eğitimle çocuk bakımı, beslenmesi vb. konularda anneye gerekli bilgiler kazandırılır.

Gebelik sırasında düzenli hekim kontrolleriyle bir çok olumsuzluk önlenir. Bu nedenle mutlaka gebe, aksatmadan hekime kontrol yaptırmalıdır. Eğer kontrol dışında herhangi bir anormallik olursa vakit kaybedilmeden hekime gidilmelidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Çocuk Sağlığı   C.tesi Ocak 17, 2009 3:12 am

Çocuk sağlığı konusunu alt başlıklarıyla birlikte açıklamadan önce çocuk sağlığını etkileyen faktörlerle ilgili genel ilkeleri sıralayalım.

+ Annedeki genetik bozukluklar, çocuklarda ruhsal ve bedensel hastalıklara neden olur.
+ Annenin gebelik dönemini etkileyen faktörler, doğacak çocuğun sağlığını da doğrudan etkiler.
+ Doğum sırasında çocuğun anne karnında oksijensiz kalması, boynuna kordon dolanması vb. durumlar çocuk sağlığını olumsuz etkiler.
+ Doğumdan sonraki ilk ay çocuğun hayatta kalması için oldukça önemli bir dönemdir. Dolayısıyla bu dönemde çocuğa iyi bakılmalı ve nitelikli sağlık hizmetleri verilmelidir.
+ İyi ve dengeli beslenmenin yanında çocuğun aşı ile bağışıklanması sağlığını olumlu etkiler.

Gebeliğin doğumla sonlanmasıyla bebek doğar. Doğumun ilk dr haftasındaki bebeğe "yenidoğan" denir. Anne karnında büyüme ve gelişmesini dürdüren bebek ortalama 50-51 cm olarak doğar. Bebek bazen anne karnında 57 cm boya ulaşarak da doğabilir. Doğumdan sonraki ilk yıl içinde çocuğun boyu 75 cm'ye ulaşır. Zamanında ve normal olarak doğan bebeğin ortalama ağırlığı 3,2 + 0,6 kg kadardır. Kısaca belirtecek olursak Türkiye standartlarında normal doğum ağırlığı 3,2+ 0,6 kg, boy uzunluğu ise 50-51 cm'dir. Normal ağırlık ve boyda doğan çocuğun gelişiminin izlenmesi için sürekli boy ve ağırlığının ölçülmesi gerekir. Doğumdan sonra çocuğun büyüme ve gelişmesinde çeşitli nedenlerle (beslenme, hastalık vb.) yavaşlama veya duraklama meydana gelebilir. Çocuğun büyüme ve gelişmesindeki aksamaların zamanında belirlenip gerekli önlemlerin alınması gerekir. Eğer çocuğun büyüme ve gelişmesi zamanında belirlenemez ise çocukta kalıcı durumlar meydana gelir. Çocuğun büyüme ve gelişmesinin normal devam edip etmediği yapılan ağırlık ve boy artışı sağlık kuruluşlarında çocuk gelişim uzmanları tarafından ölçülerek standart boy ve ağırlık değerleri ile karşılaştırarak izlenir. Çocuğun her yaşı için standart değerler olduğundan büyüme ve gelişmenin normal olup olmadığı çocuk gelişim uzmanlarınca belirlenerek gerekli tedbirler alınır.


Çocuğun her döneminde büyüme ve gelişme gerçekleşir. Çocuğun büyüme ve gelişmesi özellikle 0-4 yaş arasında oldukça hızlıdır. Büyüme ve gelişmenin özellikle 0-4 yaşlarında hızlı olması nedeniyle ağırlık ve boy artışını gösteren büyüme kartları ya da standart değerlerde bu yaş gruplarının izlenmesi daha önemlidir. Çocuğun büyüme ve gelişmesinin değerlendirilmesinde bazen baş çevresinin ölçülmesi, diş gelişmesi vb. ölçütler de dikkate alınır. Büyüme ve gelişme dönemleri daha önce açıklandığı için burada kısaca yaşlara göre kazanılan bedensel yetenekler ve zihinsel gelişim özelliklerini ana hatlarıyla belirtmekte fayda vardır. Çocukta yaşlara göre kazanılan yetenekleri aşağıdaki gibi açıklayabiliriz. Doğumda; Çocuk günün büyük bölümünde uyur. Emme ve yutma reflekslerine sahiptir.
1. ayda: Başını ara sıra dik tutabilir. Genelde boyun kontrolü yoktur. Çevresiyle ilgisi pek yoktur.
2. ayda: Başını dik tutabilir. Ellerini yumruk şeklinde tutar. Hareket eden cisimleri gözleriyle izleyebilir. Annesini tanır. Annesinin konuşmasına ses çıkararak cevap verir.
4. ayda: Elleriyle oynar. Elleriyle nesnelere uzanır ancak yakalayamaz. Ellerine verilen kalemi tutabilir. Çağrılınca sesin geldiği yöne dönerek bakabilir.
5. ayda: Yattığı yerden yuvarlanarak ters dönebilir. Bu aydan itibaren çocuk yüksek yerlere tek başına bırakılmamalıdır. Uzandığı nesneyi elleriyle tutabilir. Ayağını ağzına götürebilir. Aynada kendisini görünce güler ve sevinir.
6. ayda: Destekle birlikte oturabilir. Eline kaşık verildiğinde masaya veya herhangi bir şeye vurabilir. Beğendiği veya beğenmediği yiyeceklere tepki gösterir. Tanıdıklarını yabancılardan ayırt edebilir.
7. ayda: Her iki elinde de birer cisim tutabilir. Bir elindeki cismi diğer eline aktarabilir. Eline verilen her cismi ağzına götürür. Eline bisküvi verildiğinde kendi kendine yiyebilir. Aynadaki görüntüsünü tutmak ister.


8. ayda: Kısa süre desteksiz oturabilir. Eşyaları yere atarak oynar. Yere düşen oyuncağını arar. İki heceli sözcükler söyleyebilir.
9. ayda: Uzun süre yalnız oynayabilir. Bir yere tutunarak ayakta durabilir. Anne, baba gibi sözcükleri söyleyebilir.
10.ayda: Hiç bir yardım olmadan oturur ve yatabilir. El çırpar ve el sallar. Bardaktan su içebilir, baş parmağını kullanabilir. İşittiği sözleri tekrar edebilir. Yardımsız ayağa kalkabilir.
11.ayda: Basit emirleri anlamaya başlar, çeşitli cisimleri kaplarına koyabilir.
12.ayda: Elinden tutunca yürüyebilir. Kitaplardaki resimlere ilgi gösterir. Sevgi gösterir, istendiğinde öper, Basit terimleri anlayarak yerine getirir.
13.ayda : Kalem ile çizgi çizebilir, Bir elinde iki cismi tutabilir.
15.ayda : Yardımsız yürüyebilir, elinden tutulunca merdiven çıkabilir kaşık kullanabilir. Kalemle düz çizgi çizebilir. Kitabın sayfalarını karıştırabilir. İşaretle çeşitli isteklerini belirtebilir. 8-10 sözcük söyleyebilir.
18.ayda : Acemice de olsa koşabilir. Merdiven çıkabilir, Kızgınlık belirtilerini yansıtır.
21.ayda : Vücudunun çeşitli bölümlerini gösterebilir. Merdivenden elinden tutulunca inebilir, İki üç sözcüklü cümleler kurabilir, 5-6 küpü üst üste koyabilir.
24.ayda : Tek başına merdivenden inebilir. Topu tutabilir ve tekme vurabilir. Kısa cümleler kurarak konuşabilir. 7-8 küpü üst üste koyabilir. Çişini haber vermeye başlar, Ellerini yıkayabilir hale gelir.
2,5 yaşında : Sıçrayabilir. Ayak parmakları üzerinde durur. Adını bilir, Renkleri ayırt edebilir.
3 yaşında: Merdivenleri artık rahat çıkar. Daire çizebilir, Karanlıktan korkar. Birden fazla renk tanır. Yavaş yavaş dişlerini fırçalamaya başlar.
6.yaşında: Üçgen çizebilir, parayı tanır. Kendisi giyinip soyunabilir, grup oyunlarına katılır, sorumluluk verilmesinden hoşlanır, hafızası gelişmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Gebelik Döneminde Görülen Sorunlar   C.tesi Ocak 17, 2009 3:13 am

Gebelik döneminde bazı noktalara dikkat edildiğinde sağlıklı bir gebelik dönemi geçilir. Ancak bazen gebe anneler, gebelikte dikkat edilecek kurallara uymayarak hem kendi sağlığını hem de bebeğin sağlığını tehlikeye atmaktadır.
Gebelik sırasında sorun oluşturacak bazı durumları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

Tehlikeli gebelikler: Çeşitli nedenlerden dolayı tehlikeli gebelik meydana gelir. Tehlikeli gebeliğin oluşmasına neden olan durumlardan bazılarını şöyle açıklayabiliriz;

+ 17 yaşından küçük 35 yaşından büyük annelerin gebelikleri,
+ İlk gebelikler ile dördüncü gebelikten sonraki gebelikler,
+ Önceden ölü doğum ve düşük yapan annelerin gebelikleri,
+ Önceden sezaryenle doğum yapan annelerin gebelikleri,
+ Herhangi bir rahatsızlık nedeniyle önceden karından ameliyat olan annelerin gebelikleri,
+ Kalp, böbrek, yüksek tansiyon gibi hastalıkları olan annelerin gebelikleri,
+ Doğum kanalında darlık olan annelerin gebelikleri,
+ Daha önce gelişim bozuklukları olan bebek doğurmuş olan annelerin gebelikleri,
+ Gebelik sırasında kızamıkçık ve toksoplazmozis gibi hastalıklar geçiren annelerin gebelikleri,
+ Doğum aralığı bir yıldan az olan annelerin gebelikleri,
+ Kan uyuşmazlığı olan annelerin gebelikleri ( Babanın Rh (+), annenin Rh (-) olup Rh (+) bebeğe gebe kalındığında),
+ İkiz, üçüz gibi çoğul gebeliği olan annelerin gebelikleri,
+ Yumurtalık ve rahimlerinde kitle olan annelerin gebelikleri,
+ Kansızlık durumu olan annelerin gebelikleri tehlikelidir.

Gebelikte sigara: Gebelik sırasında sigaranın neden olduğu zararlar, sağlığa zararlı alışkanlıklar kısmında yeterince açıklandığından burada kısaca konuya değinelim. Gebelik sırasında içilen sigaranın oranına bağı olarak; düşük ağırlıklı bebekler, erken doğum ve düşükler meydana gelmektedir. Sigara içen gebe annelerin bebeklerinde plasenta aracılığı ile anneden yeterince oksijen alamadığından başka zeka geriliği olmak üzere çeşitli gelişim bozuklukları görülür.


Gebelikte alkol : Gebelik sırasında alınan alkol kolayca plasenta yoluyla fetüse geçer. Bunun sonucunda fetüste çeşitli olumsuzluklar meydana gelir. Gebelikte alkol kullanan annelerin bebeklerinde büyüme gerilikleri görülür. Bebekler normalden daha düşük kiloda doğar. Bütün bunların yanında bu bebeklerde başta kalp olmak üzere çeşitli iç organ bozuklukları görülür.

Gebelikte uyuşturucu : Sigara ve alkolde olduğu gibi gebelik sırasında uyuşturucu kullanan annelerin bebeklerinde de çeşitli gelişim bozuklukları ve zeka geriliği görülür. Uyuşturucu kullanan gebe annelerin bebekleri düşük kiloda doğacağı gibi ölü doğumda meydana gelir.

Gebelikte ilaç ve röntgen : Normal zamanlarda olduğu gibi gebelik sırasında da kesinlikle hekim önerisi olmadan ilaç kullanılmamalıdır ve röntgen çektirilmemelidir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında bebeğin doku ve organları geliştiğinden bu aylarda alınan ilaçlar ile çekilen röntgen oldukça tehlikelidir. Gebeliğin ilk üç ayında hekim kontrolü dışında alınan ilaçlar ve çektirilen röntgen doku ve organlarda gelişim bozukluklarına neden olacağından sakat doğumlar meydana gelir.

Gebelikte hastalık : Gebelik sırasında özellikle de gebeliğin ilk üç ayında bir çok bulaşıcı hastalık hem anne hem de bebek üzerinde olumsuz etki yapar. Gebelik sırasında toksoplazmosiz ve kızamıkçık gibi hastalıklar bebeğin gelişimini etkileyerek sakat doğumlara yol açar. Kızamıkçık bebeğin anne karnında ölümüne neden olabileceğinden hekim tarafından tıbbi düşük gerçekleştirilir. Gebelik sırasında geçirilen bazı hastalıklar ve oluşturduğu muhtemel sonuçları tabloda aşağıda inceleyelim.


Gebelikte Giyim: Gebelik sırasındaki giyecekler, üzerinde az durulan ancak önemli bir konudur. Gebelik süresince giyilen ayakkabı giysiler özenle seçilmelidir. Gebelik sırasında eklem bağları gevşediği ve kilo arttığı için burkulmalar daha kolay gerçekleşir. Bu nedenle uygun ayakkabı seçilmelidir. Seçilecek ayakkabılar yüksek topuklu ve dar olmamalıdır. Tek taraftan ökçesi aşınmış ayakkabılar giyilmemelidir. Gebelik sırasında giyilen giysiler bol ve rahat olmalıdır. Dar pantolon, streç ve lastikli çoraplar giyilmemelidir. Lastikli çoraplar kan dolaşımını engelleyerek varis oluşmasına neden olur. İç çamaşırlarda sıkan lastikler olmamalıdır. İç çamaşırlar pamuklu giysilerden seçilmelidir. Kısaca belirtecek olursak gebelik sırasında gebelik için özel olarak hazırlanmış giysiler giyilmelidir.

Gebelikte iş gücü : Gebelik sırasında normal hareketler dışında aşırı ve ağır yüklerden kaçınılmalıdır. Ağır yük kaldırmanın ve aşırı zorlanmaların düşüklere neden olacağı unutulmamalıdır. Gebe anne yerden bir şey alacağı zaman dizlerini bükerek çömelmelidir
Gebelik ve beslenme: Gebelikte beslenme sadece anneyi değil hem anneyi hem de bebeği ilgilendirir. Bu nedenle gebelik sırasında anne beslenmesine dikkat etmelidir. Bebek, anne karnında gelişirken ihtiyacı olan besinleri anneden karşılar. Diğer bir ifadeyle anne karnındaki bebek gelişirken annenin kaynaklarını kullanır. Bu nedenle anne hem kendi hem de bebeğin ihtiyacını karşılayacak şekilde yeterli ve dengeli beslenmelidir. Anne yetersiz beslendiğinde bebek ihtiyacı olan besin öğelerini karşılamak için annenin dokularını yıkıma uğratarak karşılar. Örneğin, anne kalsiyum içeren besinleri yeterince almıyorsa bebeğin kalsiyum ihtiyacı annenin kemiklerindeki ve dişlerindeki kalsiyumdan karşılanır. Bebeğin anne karnında sağlıklı olarak gelişimini sürdürebilmesi için anne yeterli e dengeli beslenmelidir. Bebeğin kemikliklerinin, dişlerinin gelişimi için gerekli maddeler annenin tüketeceği süt ve süt ürünlerinden karşılanır. Kas, kan, beyin gibi organların gelişmesi için gerekli olan temel besin öğeleri annenin tüketeceği et ve et ürünlerinden, vitaminler ise meyve sebzelerden karşılanır.

Halk arasında gebe annenin "iki canlı" olduğu vurgulanarak iki kişilik yenmesi gerektiği söylenir. Bu söz yanlış anlaşılmamalıdır. Alınan besin miktarının artması değil alınan besinlerin niteliğinin artması vurgulanmaktadır. Anne, beslenmesinde kesinlikle mineral kaynağı olan sebze ve meyveleri ihmal etmemelidir. Anne sebze ve meyvelerden ihtiyacı olan minarelleri karşılayamaz ise başta kansızlık olmak üzere bir çok rahatsızlık oluşur. Mineral eksikliği annenin toprak, sabun vb. zararlı maddeler yemesine neden olur. Toprak, sabun vb. maddelerin yemesi normal bir durum değildir. Bu gibi durumlarda hekime gidilerek gerekli önlemler alınmalıdır. Gebelik sırasında ihtiyaç duyulan enerji için üzüm, pekmez gibi besinler tüketilmelidir. Bebeğin anne ve karnında alması gereken temel besin öğeleri, bebeğin anne karnı dışındaki dünyaya hazırlanması ve hayata güçlü başlayabilmesi için oldukça önemlidir. Gebelik döneminde alınması gereken besin öğelerinin daha sonra tamamlanması çok kolay değildir. Anne karnındaki beslenme yetersizlikleri bebeğin bedensel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkiler.

Önceden açıklamaya çalıştığımız gebelik dönemi sorunları yanında önemli olan bir diğer durum ise annenin ruhsal yapısıdır. Gebe anne gebelik sırasındaki ruhsal durumu gereği normal zamana göre daha duygusal ve hassas yapıdadır. Gebelik sırasında annede sinirlilik, heyecan, korku vb. durumlar görülür. Gebe annenin bu davranışları için ailesi ve çevresi anlayış göstermelidir. Gebe anneye eş ve yakınları yardımcı olmalı, moral vermeli sevgi ve şefkatle yaklaşmalıdır. Anneye gösterilen yakın ilgi ve sevgi güven duygu kazandırır. Anneye ruhsal durumu gereği gösterilen anlayış, sevgi, şefkat sağlıklı gebelik için oldukça önemlidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Gebelik ve Doğum Süreci   C.tesi Ocak 17, 2009 3:13 am

Gebeliğin normal süresi 40 haftadır. 40 hafta tamamlanınca gebelikler doğumla sonuçlanır. Normal olarak doğumlar, 40 hafta dolduğunda gerçekleşmesine rağmen bu süreden önce veya sonra da doğum olabilir. Gebelik süresinin sonlarına yaklaşıldığında hormonların etkisiyle rahim kasları kasılmaya başlar. Kasılmalar başlangıçta düzensizdir. Rahim kasları giderek düzenli ve kuvvetli kasılmaya başlar. Doğumun gerçekleşmesi için rahim kaslarının kasılması sırasında doğum sancıları oluşur. Bu esnada rahim ağzı genişler aynı zamanda fetüsün içinde bulunduğu amniyon kesesi yırtılarak içindeki sıvı (amniyon sıvısı) doğumun daha kolay olması için boşalır. Devam eden rahim kaslarının kasılmasıyla fetüs doğum kanalında ilerleyerek kadın üreme organından dışarı çıkar. Bu olaya doğum denir. Doğumla dünyaya geben bebeğin göbek kordonu kesilerek plasenta ile ilişkisi kesilir. Göbek kordonu, bağlandıktan sonra kesilir. Bebeğin doğumundan sonra halk arasında eş denilen plasenta rahimden ayrılarak dışarı atılır. Plasentanın da anneden ayrılmasıyla doğum olayı tamamlanmış olur.

Bazen bebeğin çok büyük olması, duruş pozisyonunun uygun olmaması gibi durumlarda normal doğum gerçekleşmez. Normal doğumun gerçekleşemeyeceği durumlarda anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye atmamak için ameliyatla karın açılarak bebeğin doğması sağlanır. Karının ameliyatla açılması şeklinde gerçekleştirilen doğuma sezaryenle doğum denir.

Doğum 40 haftadan önce veya sonra gerçekleşebilir. Erken doğan bebeklerin anne karnı dışında yaşayabilme şansı gelişme derecesine bağlıdır. Erken doğan bebekler gelişmişlik derecesine göre bir süre hastanelerde özel koşullar da tutulur. Özel araçlar kullanılarak bakılan bebek dış ortamda yaşayabilecek duruma gelinceye kadar gelişimi sağlanır.

28 haftadan önce sonlanan gebeliklerde bebeğin yaşaması imkansızdır. 28 haftadan önce gebelik sonlanırsa buna "düşük" denir.
Düşük olayı çeşitli gebelik sorunları nedeniyle meydana gelmektedir. Bunlardan birisi istenmeyen gebeliklerdir. İstenmeyen gebelikler çoğunlukla düşük yoluyla sonlandırılmaktadır. Bir ülkedeki düşük sayısı o ülkenin gelişmişliği ile yakından ilgilidir. Geri kalmış ülkelerde, düşük sayısı daha fazladır. Düşük yoluyla gebelik sonlandırılırken annenin sağlığı tehlikeye girer. Bu nedenle toplum, özellikle de anneler bu konuda eğitilmelidir.


Daha öncede belirttiğimiz gibi çeşitli sağlık sorunları nedeniyle hekim, doktor kontrolünde gebelik sonlandırılabilir. Annenin hayatının tehlikeye girmemesi için hekim kontrolünde zorunlu olarak sonlandırılan gebeliğe tıbbi düşük denir. Tıbbi düşük sırasında anne hayatı tehlikeye girebilir. Bu nedenle en doğru olanı, istenmeyen ve sorunlu gebeliklerin aile planlaması yöntemleriyle önlenmesidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Loğusalık, Emziklik Dönemi Ve Bakımı   C.tesi Ocak 17, 2009 3:14 am

Gebelik, doğumla sonuçlandıktan sonra gebelik süresince büyüyüp genişleyen rahmin tekrar eski büyüklüğüne dönmesi gerekir. Büyüyüp genişleyen rahmin tekrar eski durumuna dönmesi için yaklaşık 6 haftalık süre gereklidir. Doğumdan sonraki bu ilk 6 haftaya loğusalık dönemi denir. Halk arasında "kırklık", "kırkı çıkma" gibi isimler verilen loğusalık döneminde süt salgılanmaya başlar. Bu sırada annenin süt salgısının arttırması için süt ve benzeri sıvı gıdalar içmesi oldukça faydalıdır. Altı haftalık loğusalık döneminden sonraki döneme emziklik dönemi denir. Bu dönemde anne ağır işlerden ve stresten korunmalıdır. Ailenin diğer bireyleri anneye yeterince destek olmalıdır. Loğusalık ve emziklik döneminde annenin göğüslerinde çatlamalar meydana gelir. Bu çatlamaları önlemek için hekim önerisi olmadan çeşitli merhemler sürülmemelidir. Göğüslerdeki çatlamayı önlemek için gerekli yumuşaklık anne sütünün sürülmesiyle sağlanabilir. Yine bebek emzirilmeden önce göğüslerin temizlenmesi gerekir. Göğüslerin temizlenmesinin, sadece su ile yapılması yeterlidir.

Diğer dönemlerde olduğu gibi loğusalık döneminde de anne, durumunun gereğine uygun olarak beslenmelidir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi loğusalık ve emziklik döneminde anne yeterli ve dengeli beslenmelidir. Bu dönemde süt salgılaması olduğundan anne yeterince süt, çeşitli sıvı içecekler ve su içmelidir. Alınan bu sıvı gıdalar, süt salgısını artırması bakımından oldukça önemlidir. Loğusalık döneminin ilk günlerinde anneye su verilmemesi oldukça yanlı uygulamadır. Doğum, uygun olmayan koşullarda gerçekleştiğinde çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkar. Bunlardan birisi halk arasında al basması olarak bilinen loğusalık hummasıdır. Loğusalık humması doğum sonrası aşırı kanamalar sırasında meydana gelir. Loğusalık humması rahim veya doğum kanalının iltihaplanması sonucunda da meydana gelir. Loğusalık humması doğumdan sonraki 2'inci gün ve 21'inci günler arasında görülür. Ortalama 24 saatten uzun süren ve 38 *C'nin üzerinde ateşli görüldüğü, aynı zamanda nabzın da yükseldiği, bu gibi durumlarda acil olarak hekime, doktora başvurulmalıdır. Loğusalık humması, halk dilindeki adıyla al basması mikrobik ve ateşli bir hastalıktır. Bu nedenle halk arasındaki yanlış inanışlar gereği kurdele bağlama, şerbet içirme gibi yöntemlerin uygulanması ile hastalık tedavi edilemez. Loğusalık hurması, mikrobik ve ateşli bir hastalık olduğundan dolayı, yapılacak olan en doğru uygulama çok acil olarak en yakın sağlık kuruluşu veya hastaneye ulaştırılarak doktor göstermektir.



Ana sağlığı başlığı altında buraya kadar gebelik dönemi ve doğum olayları yeterince açıklanmıştır. Bundan sonra açıklanacak olan çocuk sağlığına geçmeden önce ana sağlığını etkileyen temel ilkeleri aşağıda özetlememiz oldukça yararlı olacaktır.

+ 17 yaşından küçük, 35 yaşından büyük kadınların gebelikleri olumsuz sonuçlanabileceğinden gebelik düşünüldüğünde bu yaş sınırları dikkate alınmalıdır.
+İki gebelik arasındaki süre 2 yıldan az olmamalıdır. Bu süre yeni bir gebelik için anne vücudunun ve ruhsal durumun önceki haline gelmesi için gereklidir.
+ Gebelik sayısının artması anne sağlığını olumsuz etkiler.
+ Kalp, damar ve böbrek hastalıkları il tüberküloz gibi süreğen hastalıklar, anne sağlığını olumsuz etkilediğinden gebelikte dikkate alınmalıdır.
+ İstenmeyen gebelik sonucu yapılan düşükler anne sağlığını olumsuz etkileyeceğinden aile planlamasına uymalıdır.
+ Sigara, alkol ve uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklar anne sağlığını olumsuz etkiler.
+ Ana sağlığı ailenin sosyo ekonomik şartları ve eğitim düzeyiyle yakından ilişkilidir.
+ Ana sağlığını etkileyen faktörler ile ana ölüm hızı arasında yakın bir ilişki vardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Çocuk Beslenmesi Ve Aşılama   C.tesi Ocak 17, 2009 3:15 am

Bebeğin beslenmesinde en önemli gıda anne sütüdür. Hiçbir besin anne sütünün yerini tutmamaktadır. Bu nedenle bebek doğar doğmaz emzirilmeye başlanır. Bebeğe doğumdan itibaren en az 4-6 ay anne sütü verilmelidir. Bebeğe doğar doğmaz anne sütü verilmesiyle bebek bir çok hastalıklara karşı korunmuş olur. Anne sütü bebeğin bağırsak duvarlarında bir tabaka oluşturarak mikropların hastalık yapıcı etkisini önler. Anne sütü emen bebeklerde bağırsak hastalıklarının daha az görülmesinin nedeni budur. Ayrıca anne sütünden bebeği bir çok hastalığa karşı koruyan antikorlar vardır. Yine anne sütü emen bebeklerin daha az hastalanmalarının bir diğer nedeni de budur. Süt, bebeği hastalıklara karşı korumasının yanında bebek için gerekli bütün maddeleri de taşır. Örneğin; anne sütünde demir, kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi mineraller bebek için gerekli olan oranlarda bulunur.





Genel Sağlık Bilgileri bölümü

| Çocuk Beslenmesi Ve Aşılama |

Bebeğin beslenmesinde en önemli gıda anne sütüdür. Hiçbir besin anne sütünün yerini tutmamaktadır. Bu nedenle bebek doğar doğmaz emzirilmeye başlanır. Bebeğe doğumdan itibaren en az 4-6 ay anne sütü verilmelidir. Bebeğe doğar doğmaz anne sütü verilmesiyle bebek bir çok hastalıklara karşı korunmuş olur. Anne sütü bebeğin bağırsak duvarlarında bir tabaka oluşturarak mikropların hastalık yapıcı etkisini önler. Anne sütü emen bebeklerde bağırsak hastalıklarının daha az görülmesinin nedeni budur. Ayrıca anne sütünden bebeği bir çok hastalığa karşı koruyan antikorlar vardır. Yine anne sütü emen bebeklerin daha az hastalanmalarının bir diğer nedeni de budur. Süt, bebeği hastalıklara karşı korumasının yanında bebek için gerekli bütün maddeleri de taşır. Örneğin; anne sütünde demir, kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi mineraller bebek için gerekli olan oranlarda bulunur.

Sponsor

İnek sütünde demir minerali anne sütüne göre daha fazla olduğu halde bağırsaklardan emilimi anne sütüne göre daha azdır. Dolayısıyla anne sütü ile beslenen çocuklarda kansızlık ve gelişim bozukluğu daha az görülür. Verilen örnekten de anlaşıldığı gibi çocuk için en iyi besin anne sütüdür. Araştırmalar anne sütünün zeka gelişimi ve böbrek çalışmasını da olumlu etkilediğini göstermiştir. Bebeğin yarı oturur durumda olması gerekir. Anne rahat bir koltukta oturarak ayakların dinlenmesi için küçük tabure konulmalı ve meme verilen taraftaki diz hafif yükseltilmelidir. Daha sonra bebeğin burnunun tıkanmasını önleyecek şekilde diğer elle mama bebeğin ağzına verilir. Yapılan çalışmalarda doğru bebeklerin annelerinde süt salgılarının erken ve bol olduğu görülmüştür. Böylece annenin sütü azalmamış ve dolayısıyla da ek gıdalara gerek duyulmamış olur.

Anne süt salgısının uyarılması için bebek her öğün en az bir göğüsteki sütü boşaltmalıdır. Bebeğin beslenmesinde sadece tek göğüs kullanılmamalıdır. Bebek her beslenmeden sonra huzurlu görünüyor rahat uyuyor, 3-4 saatten önce uyanmıyor ve kilo alıyorsa, süt salgılanması yeterli, sütün de yararlı olduğunu gösterir. Yeterli anne sütünün alındığını gösteren kriterlerden bir diğeri de düzenli idrar yapmadır. Anne sütü sayesinde yeterli ve dengeli beslenen bebek gelişmesini sağlıklı sürdürür. Daha önce de belirttiğimiz gibi hiç bir ek gıda anne sütünün yerini tutamaz. Ancak zorunlu nedenlere anne sütünün verilemediği durumlarda çocuk, dışardan verilecek gıdalarla beslenir. Bu gibi durumlarda çocuğun nasıl beslenmesi gerektiği sağlık personelinden öğrenilmelidir. Sağlık personeli çocuğun hangi besinlere ihtiyacı olduğunu daha iyi bildiğinden anne sütüne en yakın besinleri önerir. Anne sütüyle beslenen çocuklara 4-6 aydan sonra anne sütünün yanında ek besinlerde verilmeye başlanmalıdır. Ek besinlerin verilmesinin yanında anne sütünün verilmesine en az bir yıl daha devam edilmelidir.

Aşılama : İnsan vücudu hastalık yapan etkenlere karşı vücudu koruyacak özel mekanizmalara sahiptir. Vücudu dış etkenlerden koruyan sistem, bağışıklık sistemidir. Bağışıklık sistemi dışardan gelen yabancı maddelere karşı savaşacak özel hücrelere sahiptir. Ayrıca bağışıklık maddelerinin salgılanması yoluyla da yabancı maddelerle mücadele edilir. Bu bağışıklık maddelerine antikor denmektedir. Antikorlar genellikle etkili olduğu mikroba karşı özel yapıdadır. Yani her uyarıcı mikrop için ayrı antikorlar oluşmaktadır. Vücudun söz konusu savunma maddelerini yapabilmesi için söz konusu etkenle karşılaşması gerekmektedir. Vücuda, hastalık etkeni mikrop ya da toksini girdiğinde bunlarla ilgili bağışıklık maddeleri (antikor ve antioksin) salgılanır. Böylece daha sonra o mikroplarla ortaya çıkabilecek bir hücum durumunda, vücudun bağışıklık sistemi hazır hala gelir.

Vücudun bağışıklık sistemini hazır tutmak, diğer bir ifadeyle hastalıklara karşı önceden önlem almak için aşı uygulaması yapılır. Aşı, hastalık yapma özelliği ortadan kaldırılmış ya da öldürülmüş mikropların vücuda verilmesidir. Böylece vücut, ilgili mikroba karşı bağışıklık kazanır. Dolayısıyla daha sonra vücuda aynı hastalık mikrobu girdiğinde hastalık yapması önlenmiş olur. Günümüzde birçok önemli hastalık etkeninin aşısı yapılmıştır. Etkin aşılama programıyla çiçek hastalığı dünyadan kalkmıştır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığının kabul ettiği aşılama takvimine uygun olarak bebekler aşılanır. Bu aşılama çocukluk döneminde ve gerektiğinde erişkin dönemde de devam eder.

Yukarıda tabloda verilen aşıların tümünü yaptıran çocuk tam aşılı olarak kabul edilir. Daha sonra 1,5 yaşında DBT aşısının pekiştirme dozu ve çocuk felci aşısının pekiştirme dozu yapılır. 6 yaşında ya da ilkokula başladığında BCG aşısının ikinci dozu, çocuk felci ve difteri, tetanos aşısının pekiştirme dozu yapılır. Dikkat edilirse difteri ve tetanos aşısında boğmaca aşısı artık yoktur. İlkokul beşinci sınıfta BCG aşısı ve tetanos pekiştirme aşısı yapılır. Lise 1de tetanos pekiştirme dozu ve lise 3 te BCG aşısı yapılmaktadır. Devlete ait sağlık kuruluşlarında aşı hizmetleri ücretsiz verilmektedir. Bu amaçla sağlık ocakları, ana ve çocuk sağlığı merkezleri vb. sağlık kuruluşları gerekli hizmeti sunmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
 
AİLE KAVRAMI VE TOPLUMDAKİ YERİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Alevileriz Biz :: SAĞLIK :: SAĞLIKLI YAŞAM-
Buraya geçin: