Alevileriz Biz

Alevi Yaşantısı
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Şiir Türleri

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Şiir Türleri   Cuma Ocak 16, 2009 1:50 am

En eski edebiyat türlerinden olan şiir; Batı ede­biyatında eski Yunan edebiyatından ve Latin edebiyatından alınan klasik sınıflamaya uyularak altı türde incele­nir. Bu şiir türleri:
1. Epik Şiir
2. Lirik Şiir
3. Pastoral Şiir
4. Didaktik Şiir
5. Satirik Şiir
6. Dramatik Şiir

Şimdi bunlar hakkında bilgiler verelim:

→ Şiir Türleri
Epik Şiir
Lirik Şiir
Pastoral Şiir
Didaktik Şiir
Satirik Şiir
Dramatik Şiir

EPİK ŞİİR

Yunanca “epos” sözcüğünden gelir. Destan niteliğindeki şiirlere denir. Destanlarda olağan üstü kişi ve olaylar vardır. Bir ulusun yaşamını derinden etkileyen tarih ve toplum olayları, destanın konusudur. Günümüzde epik şiire, “hamasi şiir“, “destansı şiir” de denmektedir. Epik şiir, oluşumuna göre doğal destan ve yapay destan olarak ikiye ayrılır:



Doğal Destan
Yapma Destan

DOĞAL DESTAN

Önce sözlü gelenekte oluşur. Uzun bir süreçte kuşaktan kuşağa, ağızdan ağıza aktarılırken değişir, gelişir. Bu arada adı bilinmeyen birçok sanatçının ortak katkısı ve çabası eklenir. Günün birinde bir ozan toplumsallaşan bu edebiyat ürününe kendi üslubuyla yeniden biçim verir. O ürüne kendi kişiliğini katar. Böylece ürün, toplumsal yaratıdan bireysel yaratıya dönüşür. Destanların çoğu şiir biçiminde olmakla birlikte, şiir-düzyazı türlerinde olanlar da vardır.Dünya edebiyatındaki doğal destanlar şunlardır:Şinto: Japon EdebiyatıMahabbarata, Ramayana : Hint EdebiyatıŞehname: Iran Edebiyatı. Firdevsi’ninKalavela: Fin edebiyatı. Lönnrot’unİlyada ve Odisseia Destanı: Eski Yunan edebiyatı. Homeros‘unNibefungen: Alman EdebiyatıBeovvulf: İngiliz Edebiyatıİgor: Rus EdebiyatıLa Cid: İspanyol EdebiyatıChansen de Röland: Fransız EdebiyatıTüm dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatında da ilk örnekler destanlardır. Türk edebiyatı geleneği içinde “destan” terimi birden fazla nazım biçimleri ve türü için kullanılmış ve kullanılmaktadır. Eski Türk Edebiyatı nazım şekillerinden mesnevilerin bir bölümü ve manzum hikayeler, Anonim edebiyatta ve Aşık edebiyatında koşma veya mani dörtlükleri ile yazılan veya söylenen ferdî, sosyal, tarihi, acıklı veya gülünç olayları tahkiye tekniği ile çeşitli üslûplarla aktaran nazım türüne ve bu yazıda ele alınan kâinatın, insanlığın, milletlerin yaradılışını, gelişimini, hayatta kalma mücadelelerini ve çeşitli olay ve nesnelerle ilgili sebep açıklayan ve Batı Edebiyatında “epope” terimiyle anılan eserlerin tamamı da Türk edebiyatı geleneği içinde “destan” adı ile kullanılmaktadır. Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum öyküleridir aslında.Destanlar, bütün bir milletin ortak mücadelesini ortak değerler, kurallar, anlamlar bütünlüğü içinde yorumladığı ve yaşatıldığı toplumun geçmişini ve geleceğini temsil ettiği için dünya edebiyatının en milliyetçi eserleri olarak kabul edilirler. Destanlar her zaman tarihî gerçekleri doğru biçimde nakletmezler. Destanlarda tarihi olay ve kahramanlar milletin ortak bilinçaltının, vicdanının istek, beklenti, doğruları ve değerleri ile idealleştirilir. Eski hatıralarla birleştirilerek tarihî gerçekmiş gibi anlatılırlar. Her milletin millî kimlik ve nitelikleri, ortak dünya görüşü , hatıra ve beklentileri yanında kusurları ve yanlışları da destanlarına yansır. Cihangirlik tutkusu, kuvvet, binicilik ve savaşçılık yanında verdiği sözde durma, acizlere ve mağluplara hoşgörü ile yaklaşma, yardımcı olma Türk destanlarında dile getirilen ortak değer ve kabullerdir. Türk destanları, kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı, Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde barındırır. İlk örneklerinin manzum olduğu kabul edilen Türk destanlarından Kırgız Türkleri arasında yaşayan Manas destanı dışında tamamıyla günümüze gelebilen örnek bulunmamaktadır. Diğer Türk destanları çeşitli kaynaklarda özet, epizot, (anı) hatıra, kısaltılmış seçme metinler halinde bulunmaktadır. Türk tarihine ana hatlarıyla bakıldığında Türk hayatı fetihlerle başlamış ve yeni toprakları yurt edinerek gelişmiştir. ilk anayurt olan Orta Asya hiç bir zaman terk edilmemiştir. Türk halkları ilk anavatan olan Orta Asya’dan itibaren dünya coğrafyası üzerinde geniş alana yayılmış ve bugün yedi Türk cumhuriyetinde, pek çok özerk toplulukta ve çeşitli ülkelerin idaresinde azınlık halinde yaşamaktadır. Türk kültürü de tarih ve coğrafyadaki çok boyutluluğa paralel olarak çeşitlenmiş farklı seviye ve birikimlerle zenginleşerek ve farklılaşarak ancak ilk kaynaktan gelen ortaklıklarını sürdürerek günümüze ulaşmıştır. Bu sebeple Türk destanları da tarihî ve coğrafî çok boyutluluğun getirdiği dil ve kültür dairelerine bağlı olarak çeşitlenmiştir.

YAPMA DESTAN

Bu tür destan, doğal destanın tersine, bireysel yaratıma dayalıdır. Sanatsal amaçlıdır. Yeni ve yakın çağlarda oluşan tarih olayları üzerine yazılır. Bir ozan tarafından, destan kurallarına uygun olarak yazıldığı için yapısı, öğeleri ve kurgusu yönünden, doğal destanlardan pek farklılık göstermez.






Dünya edebiyatındaki yapma destanlar şunlardır:






Aeneis: Latin Edebiyatı. Vergilius’un



Kaybolmuş Cennet: ingiliz Edebiyatı. T.Tasso‘nun



Çılgın Orlando: İtalyan Edebiyatı. Aristo‘nun



İlahi Komedya: İtalyan Edebiyatı. Dante‘nin






İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki destanların tümü, doğal destanlardır. Çağdaş Türk edebiyatındaki yapma destanlar: Nazım Hikmet’in “Kuvvâ-yı Millliye Destanı” ve “Şeyh Bedrettin Destanı, Fazıl Hüsnü Dağlarca‘nın “Üç Şehitler Destanı” yapma destan örnekleridir.






İlyada Destanı (Homeros)







İkisi de zırhlarını giyinmiştiler;
çıktı biri bir kalabalıktan, biri bir kalabalıktan,
Troialı’larta Akha’lar arasında yer aldılar;
Korkuçtu bakışları ikisinin de.
Onları böyle görünce bir şaşkınlıktır aldı.
Atları iyi süren Troia’lılarla tunç zırhlı Akha’lar
ölçülen alanda karşı karşıya geldiler,
öfkeyle savurdular kargılarını.
Aleksandros attı uzun gölgeli kargısını önce,
Düzgün kalkanından vurdu Atreusoğlu’nu,
Ama kalkanını delemedi tunç,
sert kalkanının üstünde büküldü ucu.

LİRİK ŞİİR

Edebiyatta “lirik” sözcüğü, eski Yunan edebiyatı ozanlarının, şiirlerini “lyra” ( lir) denen çalgıyla söylemesi dolayısıyla edebiyat terimi olmuştur. Sonradan duygu yoğunluğu, derinliği olan coşku dolu şiirler, “lirik şiir” terimi ile anlatılmıştır.

Lirik şiirlerde aşk, ayrılık, özlem gibi bireysel duygular anlatılır. İnsanın yüreğine, duygularına seslenir, onu coşturur. Batı edebiyatında romantizmle birlikte kurumlaşmış ve en edebiyatın sevilen türü olmuştur.

PASTORAL ŞİİR

Doğa güzelliklerinin dile getirdiği çoban ve kır yaşamını anlatan şiirlere pastoral şiir denir. Bu şiirlerde söz oyunları yapılmaz. Gösterişten ve yapmacıktan uzak yalın bir dille yazılır. Kökeninde doğaya duyulan sevgi ve özgür yaşama özlem vardır.



İdil ve eglog olmak üzere iki türü vardır.



İdil, tek kişinin ağzından yazılır. Çobanı! aşkı ve kırsal güzellikleri anlatır. Kısa şiirlerdir.

Eglog, birkaç çobanın karşılıklı konuşmasıyla yazılır. Yine, aşkı ve kır yaşamını anlatır.



Pastoral Şiir Örneği:

Akşam sofrası yerde hazır,
Yorgunlara mindeherle
hasır.

Ne güzel, ne bulunmaz
gündü, Güneş dağın ardına
indi.

Çavdar somunu, bulgur ve
bıçak, Esmerleşen akşamla
sıcak.

Duyulan tek kuş sesi
şimdi. Ovanın sessizliği
belki.

Bölüştük ekmeği egemen
Babaca, yanaşma ve
çoban. Doğa baştan başa
dingindi.

DİDAKTİK ŞİİR

Öğretme amacıyla yazılır. Duygulara değil, düşünceye seslenir. Didaktik şiirler bilim, sanat, felsefe, din ve ahlak gibi alanlara özgü bilgiler verir. Bunlarla ilgili kuralları ve ilkeleri öğretir.

Didaktik Şiir Örneği:

Gökyüzünün, tanrıların gerçeklerini anlatmakla Başlayacağım işe.

Sana atomları açıklayacağım, ki

Doğa her şeyi onlara yaratır, besler, onları

Ayrıştırır tükenince, - onlara hammadde ya da

Genellikle doğurgan gövdeler derim, yerine göre

Nesnelerin tohumları diye de adlandıracağım;

İlksel tozanlar (zerreler) de diyebilirim.

Çünkü önce Onlar vardır, her şey onlardan oluşur aslında.

SATİRİK ŞİİR

Dünya edebiyatında ilk örnekleri Eski Yunan edebiyatı ve Latin edebiyatında görülen satirik şiir, Halk edebiyatındaki taşlama, Divan edebiyatındaki hiciv, günümüz edebiyatındaki de yerginin karşılığıdır. Kişilerin ya da toplumun kusurlarını, aksaklıklarını alaylı bir dille anlatan şiirlerdir.






Satirik Şiir Örneği:



Han-ı Yağma



Yiyin, efendiler, yiyin, bu can katan masa sizin;
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Verir zavallı memleket, verir ne varsaimalını,
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayâlini;
Bütün gönül sevincini, olanca rahat hâlini;
Hemen yutun, düşünmeyin haramını helâlini,..
Yiyin efendiler, yiyin, bu yerde bu İştihâ sizin; .
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın gider ayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak.
Bugün ki mideler diri, bugün ki çorbalar sıcak.
Atıştırın, tıkıştırın kapış kapış, çanak çanak…
Tevfik Fikret

DRAMATİK ŞİİR

Bu tür şiirler, klasik trajedi ve komedilerde “söz/konuşma” yerine kullanılır. Tutku, özlem, korku gibi insan yaşamının değişik boyutlarını gerçeğe uygun biçimde eylemlere dönüştürerek veren bir şiir türleridir. Dramatik şiirlerde olay, olayda yer alan kişiler tarafından anlatılır. Bu, bir yönüyle, insan yaşamının şiirsel bir söyleyiş içinde, eyleme dönüştürülmesidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
 
Şiir Türleri
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Alevileriz Biz :: EDEBİYAT :: EDEBİYAT TARİHİ-
Buraya geçin: