Alevileriz Biz

Alevi Yaşantısı
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 KAZALAR VE İLK YARDIM BÖLÜMÜ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: KAZALAR VE İLK YARDIM BÖLÜMÜ   C.tesi Ocak 17, 2009 3:49 am

İlk yardımın tanımı: Herhangi bir kaza ya da hayatı tehlikeye düşüren bir durumda sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar kişinin içinde bulunduğu durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla yapılan uygulamaların tamamına ilk yardım denir. İlk yardımın başlıca amaçları ve hedefleri şunlardır;
Hayatı koruma ve sürdürülmesini sağlamak,
Mevcut durumun daha kötüye gitmesini önlemek,
İyileştirmeyi kolaylaştırmaktır.




İlk yardımın önemi: Her gün basından ve televizyonlardan büyük hasara ve can kaybına neden olan kaza haberleri dinleriz. Meydana gelen kazalardaki ölümler ve sakat kalmaların en büyük nedenlerden birisi kazalara müdahale eden kişilerin ilk yardım uygulamalarını bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca kazalara zamanında ilk yardımın uygulanmaması ölüm oranını artırmaktadır. Bu nedenle kazalarda yapılacak ilk yardımın zamanında yapılması büyük bir önem taşır. Bir başka ifadeyle ilk yardımın önemi kaza yerinde zamanında ve tekniğine uygun yapılmasına bağlıdır. Kaza sırasında zamanlamanın önemi yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Yapılan araştırmalara göre kaza sırasında meydana gelen ölümlerin yaklaşık olarak %10'u ilk beş dakikada meydana gelmektedir. Kazalardaki ölüm oranlarının önlenmesinde yaklaşık olarak %50'si ise ilk yarım saat içinde gerçekleşir. Kazalardaki ölüm oranlarının önlenmesinde zamanında yapılan müdahalenin önemi verilen değerlerle daha iyi anlaşılmaktadır. Kazalarda ilk yardımın en kısa sürede ve etkin bir şekilde yapılmasıyla, kurtarılacak, hayat sayısı da artar. Örneğin, ABD'de yapılan bir araştırmada kalp durmalarında ilk yardımın zamanında yapılmasıyla hastaların yaklaşık olarak %40'ı kurtarılmıştır. Aynı araştırmada kalp durmalarında ambulans gelinceye kadar yapılan müdahaleler ile hastaların yaklaşık olarak %20'sinin kurtarıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu araştırmalardan da anlaşıldığı gibi zamanında ve tekniğine uygun yapılan ilkyardımın önemi büyüktür.

Herhangi acil bir durumda yapılacak basit uygulamalar ve kadar bazı tehlikeli davranışlardan kaçınılması da kişinin hayatını kurtarır. Bu amaçla ilk yardım bilgileri verilirken nelerin yapılacağının öğretilmesinin yanında nelerin yapılmayacağını da kavratmak, öğretmek gerekir. İlk yardım uygulayan kişi kaza sırasında yapılmaması gerekenleri engelleyerek de hayat kurtarır. Kaza sırasında hayat kurtarmak için kazazedenin yanlış taşınması veya yanlış uygulamalar, sakat kalmasına ya da ölümüne neden olunmaktadır. Kısaca belirtecek olursak ilk yardım kurallarını bilmeyen kişilerin yaptığı müdahale kazazedeye yarardan çok zarar verebilir. Bu amaçla ilk yardım kurallarını bilmeyen birisi sağlık personeli gelinceye kadar beklemelidir.

İlk yardımın ilkeleri: İlk yardımın "3T" olarak bilinen üç temel ilkesi vardır. Bunlar "Teşhis (tanı), Tedavi ve Taşıma'dır. İlk yardımın temel ilkeleri bu 3 ilkeden oluşmaktadır. Daha iyi kavrayabilmek için bunları açıklayalım.

Teşhis(tanı): İlk yardım uygulayacak kişi, hasta ya da yaralının hikayesini öğrenir. Hastanın hikayesi tanı ve tedavi için önemlidir. Örneğin, kaza geçiren kişinin kaza sırasında kafasına çarpıp çarpmadığı, göğsünün bir yere sıkışıp sıkışmadığı gibi durumların önceden belirlenmesi daha sonra yapılacak uygulamalara yardımcı olur. Teşhis de yapılacak ikinci uygulama belirtilerin tespit edilmesidir. Bu amaçla hasta ya da yaralının;

- Ağrısı olup olmadığı sorulur. Ağrının belli bir bölgede mi yoksa vücudunun her yerinde mi olduğu belirlenir.
- Üşüme, titreme ve terlemesinin olup olmadığı belirlenir.
- Bulantı ve kusmasının olup olmadığına bakılır.

Teşhiste yapılacak son uygulama ise bulguların tespit edilmesidir. Bu amaçla hasta ya da yaralının vücudu muayene edilerek yara, morluk, kanama, kırık vb. durumları belirlenir.

Tedavi: Teşhis ve tedavisi yapılan hasta ya da yaralının en yakın sağlık kuruluşuna taşınması ilk yardımın üçüncü temel ilkesidir. Taşıma sırasında kazazedelerin durumuna göre öncelikli olan taşınmalıdır. Hasta yada yaralının taşınması sırasında da ilk yardım uygulamasına ara verilmeden devam edilmelidir.

İlk yardımın hedefleri: İlk yardım hedeflerini kısaca özetleyecek olursak; Bunlar, İlk yardımın temel hedefi paniği önlemektir. Panik, yapılacak olan ilk yardımı olumsuz etkiler. Paniğin önlenmesinden sonra ilk yardım uygulanmasına geçilir. Solunum kontrol edilir. Solunum durmuş ise ağızdan ağıza yapay solunum yapılır. Kalbin durup durmadığı kontrol edilir. Kalp atımları yoksa zaman geçirilmeden kalp masajı yapılır. Herhangi bir kanama olup olmadığı kontrol edilir. Kanama olması durumunda kazalar ve ilk yardım bölümümüzdeki kategorilerimizden kanamalarda ilk yardım nasıldır, nasıl uygulanır gibi bilgileri ulaşabilirsiniz. Şok durumu varsa önlenmeye çalışılır. Yaranın olması durumunda dış etkilerden korunur. Hasta ya da yaralının vücut ısısı korunmaya çalışır. Bu amaçla soğukta hastanın üzeri battaniye, palto, ceket vb. şeylerle örtülür. Hasta ya da yaralı bulunduğu durumdan alınarak ikinci bir kazanın meydana gelmeyeceği uygun bir yerde istirahat ettirilir. hastanın gereksiz hareket etmesi önlenir. Hasta yada yaralının çevresinde kalabalık oluşması önlenir. Yaralının durumu ve kaza hakkında, bilgi birimlere haber verilir. Böylece ambulans ve diğer teknik yardımların gelmesi sağlanır. İlk yardımın temel hedeflerinin son aşaması ise yaralı ya da hastanın ambulansla, ambulans olmadığı durumlarda diğer araçlarla sağlık kuruluşlarına taşınmalıdır.





İlk yardım kurallarının uygulanması sırasında bazı, temel malzemelerde gereklidir. İlk yardımın başarısı için bu malzemelerin bulunması gerekir. Bu amaçla evde, sınıfta, iş yerlerinde, taşıtlarda vb. yerlerde ilk yardım için gerekli malzemelerin yer aldığı ilk yardım çantası mutlaka bulundurulmalıdır. TSE'ye göre ilk yardım çantasında bulunması gereken malzemeler;

Gaz sargı bezi, üçgen sargı, tampon gaz bezi, yara bandı, flaster, elastik sargı, plastik örtü, çengelli iğne, makas, küçük bir not defteri, kurşun kalem, kısa ve öz yazılmış ilk yardım el kitabı, el feneri, çanta içerisinde bulunan malzemeleri belirten liste bulunmalıdır.
TSE'nin "TS 4019" standart numarasına göre her on kişi için bir ilk yardım çantasının bulunması gerektiği belirtilmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Kazalar ve kazalardan korunmanın temel ilkeleri   C.tesi Ocak 17, 2009 3:50 am

Kaza nedir: Dünya sağlık örgütü'nün tanımına göre "önceden planlanmamış ve beklenmeyen ancak yaralanmayla sonuçlanan bir olaya kaza denir." Daha geniş anlamda "önceden planlanmamış, beklenmedik bir durumda meydana gelerek yaralanmalara, can ve mal kaybına neden olan olaylara kaza denir." Kazalar sonunda büyük maddi hasarların yanında oldukça fazla sayıda insan da hayatını kaybetmektedir.

Toplum sağlığı açısından kazaların önemi: Her gün izlediğiniz basın ve yayın organlarından çok değişik kaza haberleri duyarsınız. Kaza sayısının hızlı bir şekilde artış göstermesi çok sayıda ölüm ve sakat kalma durumlarını da beraberinde getirir. Diğer bir ifadeyle kazalar toplumdaki sakatlık ve ölümlerin başta gelen sebeplerindendir. Kazaların öneminin daha iyi kavranması için ülkemizdeki kaza oranları, ölüm ve sakat kalma sayılarına bakmak gerekir. Ülkemizde kazaların gerçek boyunu yansıtacak rakamlar tam olarak elde edilememektedir. Türkiye'deki kazaların %40'ı trafik kazaları, %20'si iş kazaları, %20'si ev kazaları ve %5'i ise ateşli silah yaralanmalarıdır. Ayrıca tarımsal uygulamalar sırasında veya sportif etkinliklerde de kazalar görülmektedir. 1994 yılı rakamlarına göre toplam 233.803 trafik kazası olmuş, bu kazalarda 5942 kişi ölmüş ve 104.717 kişi yaralanmıştır. Trafik kazalarının %97'sinin nedeni ise kişi sorumsuzluğudur. 1992 yılında Sosyal Sigortalar Kurumu'na kayıtlı olan 3.796.702 işçiden 138.464 iş kazası saptanmıştır. Yani işçilerin %3,7'si iş kazası geçirmiştir. Yaralanan işçilerin %2.48'inde kalıcı sakatlık meydana gelmiştir. %1,27 oranında ölüm meydana gelmiştir. Hızlı bir artış göstererek insan sağlığını olumsuz etkileyen kazalar meydana geliş şekline göre gruplandırılabilir. Kazalar;
trafik kazaları, iş kazaları, ev kazaları, spor kazaları, kitlesel kazalar, diğer kazalar olarak gruplandırılabilir.



Trafik kazaları: Günümüzde trafiğe çıkan araç sayısına göre hızlı bir artış gösteren kaza grubudur. Ölümle sonuçlanan kazalarda ilk sırayı alır. Adli olaylar grubuna giren trafik kazalarını, polise bildirmek zorunludur.

İş kazaları: Kişilerin işleri gereği geçirdikleri kazalardır. İş kazalarına örnek olarak inşaat kazalarını, yer altında çalışanların geçirdiği kazaları vb. verilebilir. İş kazalarının büyük kısmı, yorgunluğun diğer günlere göre daha fazla olduğu haftanın son günlerinde meydana gelmektedir. En kısa sürede polise bildirilmesi gereken kazalardır.

Ev kazaları: Ev kazaları, genelde yanık, zehirlenme, kesici aletlerle yaralanma, elektrik çarpmaları vb. şekilde meydana gelir.

Spor kazaları: Spor kazaları düşme, çarpışma, çarpma, burkulma, kas liflerinde kopma vb. şekillerde meydana gelir.

Kitlesel kazalar: Kitlesel kazalar yangın, bina çökmesi vb. durumlarda meydana gelir.





Diğer kazalar: Bu grup kazalara, doğal afetler (sel baskını, deprem, heyelan vb.) uçak, gemi ve tren kazaları dahil edilebilir. Kazalardaki ölü sayısının çok yüksek olması nedeniyle uygulanacak ilk yardım kuralları büyük önem taşır. Kazalarda uygulanan ilk yardımın ön başarı anahtarı vardır. Bunlar;

Kaza sırasında zaman kaybedilmeden ve telaşa kapılmadan ilk yardım yapılmalıdır.
Kazazedenin solunumu kontrol edilir. Solunum durmuşsa hemen sun'i solunum yapılmalıdır. Kalp atışları kontrol edilir. Eğer kalp atımı durmuş ise derhal kalp masajı yapılır. Kanamanın olup olmadığı kontrol edilir. Kanama varsa hemen durdurularak kan kaybı önlenmelidir. Kazazedede şok durumu varsa kazazede fazla hareket ettirilmeden şoka karşı önlem alınmalıdır. İlk yardım sırasında zamanın çok büyük bir öneme sahip olduğu unutulmamalıdır. Bu amaçla kazazedenin durumunun daha kötüye gitmesini önleyecek tedbirler alınmalıdır. Kaza geçiren kişinin moralini yüksek tutmak için güven verici sözler söylemeli ve duruma uygun davranış gösterilmelidir. Kaza yerinde, gereksiz kabalıklar dağıtılarak halkın toplanması önlenmelidir. Kazazedenin, giysileri gereğinden fazla soyulmamalıdır. Kazazede, bütün imkanlar kullanılarak en yakın hastaneye taşınmalıdır.

Kazalardan korunma: Kazalardan korunma büyük oranda kişi faktörüne bağlıdır. Bunda en önemli etken kişinin eğitimidir. Kişilerin sorumsuzluk, bilgisizlik ve dikkatsizlik nedeniyle yaptıkları kazaların önlenilmesinde en önemli araç, sağlık eğitimidir. Trafik kazaları gibi başkalarının hayatını da tehlikeye düşüren durumlarda zorunlu olarak cezai yaptırımlara da gidilmektedir. Çocuklar, yaşlılar ve hamileler kazalar açısından en önemli risk grubunu oluşturmaktadır. Çocukların özellikle yürümeye başlama dönemlerinde kazalarla karşılaşabilme riskleri yüksek olmaktadır. Bu dönemlerde düşme çok yüksek oranda rastlanılan bir kaza nedenidir. Evde kesici, batıcı araçlar ortada bırakılmamalıdır. Çocukların ulaşamayacağı yerlere kaldırılmalıdır. Mutfakta ocakta kullanılan tavaların sapları, tencerelerin kulpları çarpılmayacak biçimde içe dönük olması gerekir. Evde elektrik prizlerinin çocukların herhangi bir şey ile kurcalayamayacağı biçimde kapatılması sağlanmalıdır. Bu amaçla kapaklı prizler kullanılabilir. Mutfakta böcek ilacı bulundurulmamalıdır. Bütün ilaçlar kapalı dolaplarda ve çocukların ulaşamayacağı yerlerde olmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Kazalardan Korunma Yolları   C.tesi Ocak 17, 2009 3:51 am

Kazalardan korunma büyük oranda kişi faktörüne bağlıdır. Bunda en önemli etken kişinin eğitimidir. Kişilerin sorumsuzluk, bilgisizlik ve dikkatsizlik nedeniyle yaptıkları kazaların önlenilmesinde en önemli araç, sağlık eğitimidir. Trafik kazaları gibi başkalarının hayatını da tehlikeye düşüren durumlarda zorunlu olarak cezai yaptırımlara da gidilmektedir. Çocuklar, yaşlılar ve hamileler kazalar açısından en önemli risk grubunu oluşturmaktadır.

- Çocukların özellikle yürümeye başlama dönemlerinde kazalarla karşılaşabilme riskleri yüksek olmaktadır. Bu dönemlerde düşme çok yüksek oranda rastlanılan bir lana nedenirdir



- Evde kesici, batıcı araçlar ortada bırakılmamalıdır. Çocukların ulaşamayacağı yerlere kaldırılmalıdır.
- Mutfakta ocakta kullanılan tavaların sapları, tencerelerin kulpları çarpılmayacak biçimde iç içe dönük olması gerekir.
- Evde elektrik prizlerinin çocukların herhangi bir şeyle kurcalayamayacağı biçimde kapatılması sağlanmalıdır. Bu amaçla kapaklı prizler kullanılabilir.
- Mutfakta böcek ilacı bulundurulmamalıdır.
- Bütün ilaçlar kapalı dolaplarda ve çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklanmalıdır.
- Bakım ve onarım işi daima alanında yetişmiş teknik elemanların önerisi doğrultusunda yapılmalıdır.
- Pencere, merdiven, korkuluk, balkon, elektrik hatları ve bozuklukları zamanında onarılmalıdır.
- Sıvı gaz tüpleri sabun köpüğü ile kontrol edilmelidir.
- Küçük piknik tüplerinde geniş tabanlı tencerelerle su ısıtılmamalıdır.
- Evde herhangi bir şey kaynatırken küçük çocukların yaklaşmasını engelleyecek önlemler alınmalıdır.
- Girilmesi yasak olan sulara girilmemeli, yalnızken bilinmeyen sularda yüzülmemelidir.
- Küçük çocuklar kollarından tutularak kaldırılmamalıdır.
- Bebekler kundaklanmamalı ve yarı yüzüstü yatırılmalıdır.
- Meyve ve sebzeler iyice yıkanmadan yenmemelidir. Özellikle tüylü meyvelerden ilaçları uzaklaştırmanın zor olduğu unutulmamalıdır. Şeftali vb. meyveler önce yıkanmalı, emin olunamazsa soyulmalıdır.
- Çocuklara bahçede niteliği bilinmeyen ot ve meyvelerin yenmemesi gerektiği öğretilmelidir.
- Bahçede dirgen, yaba, çaba, kazma vb. araçlar ucuna basılmayacak biçimde yere yatırılmalı, duvara, çite dayanmalıdır.
- Balta ile odun keserken sıçramamasına özen gösterilmelidir.
- Bir diğer risk grubu yaşlılardır. Yaşlıların bulunduğu evlerde evin aydınlatılması, merdivendeki kırık basamakların onarılması, halı kıvrımı gibi düşmelerine neden olacak durumların ortadan kaldırılması gerekir.
- Hamilelerde vücut dengesinin bozulması nedeniyle kaza tehlikesi artar. Bu nedenle öncelikle banyo kaymaları vs düşmeler olmak üzere, diğer kaymaları ve çarpmaları önleyecek tedbirler alınmalıdır. Kaymayan terlikler vb. bu açıdan büyük yarar sağlar.
- İş hayatında araç gereç güvenliği, yapılan uygulama ile ilgili koruyucu önlemlere dikkat edilmelidir.
- Aydınlama yeterli olmalıdır. Özellikle hareket alanında kaymaya, düşmeye, çarpmaya yol açabilecek cisimler bulundurulmamalıdır.
- Kişiler yaşlarının ve yeteneklerinin üzerinde bir işle görevlendirilmemelidir.
- Yapı işlerinde güvenlik halatı, vb araçlar kullanılmalıdır.
- Tarım ilaçlamaları yapılırken mutlaka rüzgar arkaya alınmalı, serpintinin yüze gelmesi engellenmelidir.
- İlaçlama yapan kişiler önlük giymeli, eve girmeden önlüğünü çıkarmalı ve banyo yapmadan küçük çocukları kucağına alarak sevmemelidir.
- İlaç bulamaçları evde bekletilmemelidir.
- Hiçbir yiyecek kabına zehirli madde konulmamalıdır.
- Tüm spor etkinliklerinde yapılan hareket, tekniğine uygun olmalıdır. Geniş oyun alanları açılması, trafik kurallarına uyulmasının sağlanması, kazalardan korunma eğitiminin yaygınlaştırılması kaza oranını azaltmakta yararlı olacaktır.
- Çocuk parklarında düşmeleri, çarpmaları önleyecek önlemler alınmalıdır.
- Toplum bireyleri ilk yardım konusun eğitilmelidir.
- Alkollü araç kullanılmamalıdır. Araç kullanırken emniyet kemeri takılmalıdır.
- Çivili tahtalar çocukların oynadığı bölgelere bırakılmamalıdır.
- Mantar zehirlenmeleri nedeniyle kültür mantarı dışında mantar yenilmemelidir.



Kaza geçiren kişilere yardım etmek her insan için bir görevdir. Kazazedeye yardım ederken kişi kendi güvenliğini tehlikeye atmamalıdır. Aksi takdirde kaza geçiren kişi kurtarılmaya çalışırken kişi kendi hayatını kaybedebilir. Örneğin, elektrik çarpması ve boğulmalarda olduğu gibi kişi kendi güvenliğini sağlamadan yardıma kalkışırsa hayatını kaybedebilir. Kazalardan korunmak için açıklamaya çalıştığımız genel kurallara uyulmalı ve çevredeki diğer insanlar da uyarılmalıdır. Her kuralın bir kazayı önleyeceği hiç bir zaman unutulmamalıdır. Kazalardan korunmanın temel ilkelerinden birisi de insanların sürekli olarak eğitilmesidir. Sürekli eğitim ve yapılan kontrollerle bir çok kaza önceden önlenir. Kazalarda yapılması gereken önemli bir uygulamada kaza sırasında kopan organların sağlık kuruluşlarına ulaştırılmasıdır. Kaza sırasında kopan organın tekrar yerine dikebilmesi için tekniğine uygun olarak sağlık kuruluşuna taşınması gerekir. Tekniğine uygun olarak taşınmayan organın hiç bir önemi yoktur. Kopan organın ayrılma yerine ve vücudun bu kısmına tentürdiyot ve benzeri maddeler asla sürülmemelidir. Bu maddeler yaranın ağzını açarak kanamayı hızlandırır.

Kaza sırasında kopan organlar soğuk bir ortamda, ancak dondurulmadan sağlık kuruluşuna nakledilmelidir. Kopan organ asla buz veya buzlu suya doğrudan doğruya temas etmemelidir. Bu amaçla kopan organ, önce kuru bir kaba veya poşete konulmalıdır. Daha sonra bu kap veya poşet soğuk bir başka kaba ya da buzlu kaba oturtularak taşınmalıdır. Taşıma sırasında organın dondurulmamasına özen gösterilmelidir. Kopan organlar 6 saat içinde bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Bilinç Kaybı ve Şok   C.tesi Ocak 17, 2009 3:52 am

Normal olarak insanlar beş duyu organlarıyla çevrelerinde meydana gelen olayları algılayarak gerekli tepkileri gösterirler. İnsanların bu normal durumuna bilinçlilik hali denir. İnsanların normalde sahip oldukları bilinçlilik herhangi bir kaza nedeniyle ortadan kalkar. Kişilerin beş duyu organıyla algılama yapamamasına bilinç kaybı denir.

Bilinç kaybının bir çok nedeni ve belirtisi vardır. Bu amaçla bilinç kaybının nedenleri ve belirtilerini şöyle sıralayabiliriz; beyin kanamaları, isteri nöbetleri, bayılma, zehirlenmeler, alkol koması, şeker koması, yüksek ateş, baş travmaları, epilepsi (sara) ve sinir sistemini bozan hastalıklardır. Bilinç kaybının sebebi araştırılmalı daha sonraki uygulamalar için bilinç kaybının derecesi ortaya konulmalıdır. Bilinç kaybının farklı dereceleri vardır. Bilinç kaybı uyuklama, dalgınlık durumu, bayılma ve koma şekillerinden meydana gelir. Bilinç kaybolmasının en tehlikelisi koma durumudur. Bilinç kaybının farklı şekillerde meydana gelmesinden dolayı, bilinç kaybının her derecesinde farklı belirtiler meydana gelir. Bilinç kaybının görülmesi durumunda nedeni araştırılmalıdır. Genelde bilincin kaybedilmesi çevreden kaynaklanır. Dolayısıyla bilinç kaybına uğrayan kişi bulunduğu çevreden uzaklaştırılır. Eğer bilinç kaybının nedeni ortam değilse bilincini kaybeden kişi yüzüstü veya yarı yüzüstü durumda yatırılır. Bu şekilde yatırmadaki amaç dilin boğazı kapayarak soluk almasını önlemektir. Bilincini kaybeden kişi uygun pozisyonda yatırıldıktan sonra ağız içi kontrol edilecek toprak vb. şeyler temizlenir. Solunum yolunun tıkalı olması hırıltılı solunumdan anlaşılır. Hayatın tehlikeye girdiği dönemlerde ilk yardım ABC'si uygulanır. İlk yardım Abc'si Airway, Breathing ve Circulation terimlerinin ilk harfleridir. İlk yardım ABC'si

A. Hava yolunun açılması,
B. Solunumun düzeltilmesi
C. Dolaşımın sağlanması, uygulamalarını kapsar.

Bilinç kaybına uygun olarak yatırılan hastanın boğazı parmakla kontrol edilip temizlendikten sonra kemer ve kravatı gevşetilir. Gömleğinin düğmeleri açılır. Bilinci kapalı olan kişiye kesinlikle su veya başka bir içecek verilmemelidir. Bu durum kişinin soluk borusuna su kaçmasına ve boğulmasına neden olur. Aynı şekilde bilinç kaybı olan kişiye kendisine gelmesi amacıyla tokat atma, sarsma ve üzerine soğuk su dökme gibi yanlış davranışlar yapılmamalıdır.

Bilinç kaybı nedenlerinden birisi de bayılmadır. Bayılmanın nedeni oldukça farklıdır. Kan tutması, ani heyecan, ani korku, vb. durumlar bayılmaya neden olabilir. Bayılma sırasında beyine yeterince kan gitmez. Buna paralel olarak beyin yeterli oksijen alamaz. Bayılan kişinin önce renginde sararma meydana gelir. Sararmadan sonra kişide bayılma meydana gelir. Bu durumdaki kişinin kemeri ve kravatı gevşetilirken gömleğinin düğmesi de açılır. Böylece bayılan kişinin rahatlaması sağlanır. Kısa sürede bayılan kişi ayılmaz ise yan yatırılarak hekime haber verilir. Kişi bayılacağını hissedebilir. Bayılacağını anlayan kişi kalçalarını sıkıştırıp, karın kaslarını içeri çeker ve bacak kaslarını gergin duruma getirirse bayılmayı önleyebilir.

Şok ve Şokta ilk yardım: Şokun kelime anlamı sarsılmadır. Herhangi bir nedenle dolaşım sisteminde kanın azalması nedeniyle dokulara yeterince kan ulaşamaz. Dokulara yeterince kanın gidememesi nedeniyle hücreler oksijensiz kalır. Buna bağlı olarak hücrelerde fonksiyon bozuklukları meydana gelir. Yetersiz doku kanlanması sonucu, hücre fonksiyonlarının bozulmasına şok denir. Şokta kan basıncı alınamayacak kadar düşüktür. Kalp krizi, şiddetli kanamalar, aşırı sıvı kaybı, büyük yanıklar, ishal, kusma, aşırı korku ve heyecan, karın ve başa şiddetli darbeler şok durumun oluşmasına neden olur. İleri derecedeki kan ve sıvı kaybı şokun en önemli nedenleridir. Kan kaybı damarlarının yaralanması sırasında meydana gelir. Aynı şekilde ileri derecedeki ishallerde de aşırı sıvı kaybı şokun oluşmasına neden olur. Belirttiğimiz nedenlerden dolayı vücuttan hem kan, hem de sıvı kaybının olması nedeniyle kanın hacmi düşer. Yanıklarda da doku sıvısı kaybı olduğundan kanın hacmi düşer. Dolayısıyla bu duruma bağlı olarak şok meydana gelir. Herhangi bir nedenden dolayı kişinin şoka girip girmediğini öğrenmek ve buna uygun ilk yardımın uygulanması için şok belirtilerinin bilinmesi gerekir. Şok belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz;

- Kaza yerinde, yaralının sakin ve sessiz bir şekilde hareket etmeden durması,
- Yaralı ya da hastanın soğuk soğuk terlemesi
- Derinin soluk olması,
- Yaralı yada hastada huzursuzluk,
- Vücut ısısının düşük olması,
- Aşırı susama ve dudakların kuruması,
- Nabzın zayıf ve hızlı olması,
- Bulantı ve kusma,
- Kan basıncında düşme,
- Gözün göz çukuruna girmesi,
- Solunum hızlı ve yüzeysel olması şok belirtilerindendir.





Yukarıda sıraladığımız şok belirtilerinin görülmesi durumunda vakit geçirilmeden şokla ilgili ilk yardım kurallarını uygulanarak müdahale edilmelidir. Şok durumunda yapılması gereken ilk yardım uygulamalarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

- Hasta önce sert bir zemine sırtüstü yatırılarak ilk yardımın ABC'si uygulanmalıdır.
- Hastanın başı yan yatar duruma getirilmelidir.
- Hastanın ayakları altına yastık vb. şeyler konularak ayakların baş seviyesinde daha yüksekte olması sağlanır.
- Hastanın vücudunu sıkan kemer, kravat, gömlek yakası ve düğmeler gevşetilir.
- Hastanın herhangi bir yerinde kanama olup olmadığına bakılır.
- Kanama varsa durdurulması için gerekli tedbirler alınır.
- Hastanın vücudunun herhangi bir yerinde kırık olup olmadığına bakılır.
- Eğer kırık varsa kırık usulüne uygun olarak tespit edilir.
- Hastanın çevresindeki kalabalık dağıtılarak tenha olması sağlanır.
- En kısa sürede sağlık kuruluşuna haber verilir.

Şokun son döneminde genellikle bilinç kaybı görülür. Hasta ya da yaralıda bilinç kaybı yoksa gerektiği kadar sıvı içecekler verilmelidir. Hastaya verilen bir bardak suya bir çay kaşığı tuz atılması sıvı kaybı sırasındaki tuz kaybını önlenmesi açısından önemlidir. İshal durumunda verilen sıvının önemi çok büyüktür.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Soluk Durması ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:53 am

İnsanlar normal olarak solunum sırasında akciğerlere oksijen alır karbondioksit verir. Soluk alıp verme şeklinde gerçekleşen solunum mekanizmasının; çeşitli nedenlerden dolayı çalışamaz duruma gelmesine soluk durması denir. Soluk durması sonucunda vücut oksijensiz kalacağından hayati tehlike oluşur. Soluk durması 3-5 dakika içinde ortadan kaldırılarak solunum mekanizmasının normal duruma dönmesi sağlanmalıdır. Solunum mekanizmasının normal duruma getirilmemesi halinde oksijensizlik meydana gelir. Oksijensizlik durumunda ise ilk etkilenen organ beyindir. Zamanında oksijensizlik giderilmediğinde beyin hücrelerinde yıkım başlar. Solunum durmasından itibaren yaklaşık 5-10 dakika içerisinde kalp de durur. Hasta ya da yaralıya soluk durması ile ilgili ilk yardımın yapılabilmesi için soluk durmasının tanınması gerekir. Hasta ya da yaralının soluğunun durup durmadığını anlamak için yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz;

- Bir ayna veya metal parası hasta ya da yaralının boğazına yaklaştırılarak buğulanma olup olmadığına bakılır. Buğulanma varsa solunum da vardır demektir.
- Yanak, hasta ya da yaralının ağzına ve burnuna yaklaştırılarak solunum kontrol edilir.
- Hasta ya da yaralının göğüs kafesinin kabarıp kabarmadığına bakılır.

Soluk durmasının çeşitleri sebepleri vardır. Bunlardan bazılarını aşağıdaki gibi açıklayabiliriz.

Bilincini kaybetmiş hastaların dillerinin arkaya kayması, ağız'a giren yabancı cisimlerin, takma dişlerin, ağızda biriken kanın pıhtılaşarak boğazı tıkar. Bununla birlikte başın öne doğru eğilmesi gibi durumlar solunum yolunun kapanmasına neden olur. Kalbin durması, elektrik çarpması, karbon monoksit zehirlenmesi, göğüs kafesinde delik açılacak şekilde yaralanmalar, solunum yollarının yaralanması, ses tellerinde şişlik oluşması, başa olan travmalar sonucunda merkezi sinir sisteminin çalışmamasına neden olacak yaralanmalar, solunum mekanizmasının durmasına yol açar.





Yukarıda açıkladığımız nedenlerden dolayı soluk durması meydana geldiğinde vakit geçirilmeden ilk yardım uygulanmalıdır. Soluk durmasında gecikecek ilk yardım hastanın ölümüne neden olur. Bu amaçla soluk durmasında uygulanacak ilk yardım basamaklarının bilinmesi gerekir. Bu basamakları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Hastanın çevresindeki gereksiz kalabalıklar dağıtılarak tenha olması sağlanır. Soluğu duran kişi sert bir zemin üzerine sırt üstü yatırılır. Hastanın başı, çene yukarı gelecek şekilde ve boynu elle gerdirilerek arkaya yatırılır. Vücudu sıkan kemer, kravat, gömlek yakası vb. şeyler gevşetilir. Parmaklara temiz bir mendil veya bez parçası sarılarak hastanın ağzı içinde toprak vb. şeyler varsa temizlenir. Daha sonra sun'i solunuma geçilir. Bu iş için önce hastanın burnu kapatılır ve ağzına varsa tülbent ya da benzeri bir şey serilir. İlk yardımı uygulayan derin bir soluk alır. Dha sonra ağzını hastanın ağzı üzerine yerleştirerek kuvvetlice üfler. Üfleme, hastanın göğsünü 1-2 cm yükseltecek şekilde olmalıdır. Üfleme sonucu hastanın göğsünün yükselip yükselmediğine bakılır. Soluk üfleyen ilk yardımcı, hastanın göğüsü şiştiği anda ağzını hastadan geri çeker. Soluk üflenmesi sırasında hastanın göğsü şişmiyorsa hasta yan çevrilerek iki kürek kemiği arasına 5-6 defa elle kuvvetlice vurulur. Daha sonra sun'i solunuma yeniden devam edilir. Sun'i solunum dakikada 12-15 defa tekrarlanır. Sun'i solunum hasta normal soluk alıp vermeye başlayıncaya kadar sürdürülür. Soluk durması çocuklarda meydana gelmiş ise ilk yardımı uygulayacak kişi çocuğun ağız ve burnunu ağzıyla örtecek şekilde kapatır, Az miktarda hava vererek, çok sayıda üfleme yapar. Yetişkinlerde üfleme 12-15 olmasına karşılık çocuklarda dakikada 40 defadır. Sun'i solunum yapılırken en yakın sağlık kuruluşuna haber verilmesi sağlanır. Soluk alıp vermeye başlatan hastanın sağlık ekibi gelinceye kadar yatması sağlanır, böylece hasta dinlenmiş olur.

Solunum durması halinde farklı sun'i solunum teknikleri uygulanmaktadır. Bunlardan en yaygın olarak bilinenleri "Holger-Nielsen tekniği" ve "silvester tekniği" dir. Holger - Nielsen tekniğinde uygulanacak esasları açıklayalım.

Hasta, başı yana dönük ve ayak seviyesinden biraz aşağıda olacak şekilde yüzüstü yatırılır. Hastanın elleri, dirsekler yana açık olacak şekilde birbirinin üstüne konulur. Daha sonra hastanın başı yana çevrilerek yanağın biri ellerin üzerine gelecek şekilde yerleştirilir. İlkyardım uygulayan kişi, hastanın baş tarafına, bir ya da iki dizini yere koyarak hastanın kürek kemiklerinin alt ucunun biraz aşağısında iki elin baş parmakları birbirine değecek şekilde eller açılarak yerleştirilir. İlk yardımcı kollarını tam gergin bir duruma getirir. Daha sonra vücudu baskı uygulayacak şekilde öne eğilir. Bu şekilde baskı yapılmasındaki amaç göğüs kafesini daraltarak akciğerlerdeki havayı boşaltmaktır. İlk yardımcı hastayı silkmeden ve basınç uygulamadan gövdesini yavaşca geriye çeker. Bu işlemi yaparken ellerini kaydırırken aynı zamanda hastanın dirsekleri tutulur. İlk yardımcı kollarını gergin vaziyete hastanın dirsekleriyle birlikte geriye doğru çeker. Diğer bir ifadeyle hastanın dirsekleri göğüs kasları gerilinceye kadar ilk yardımcı tarafından hafif yukarı olacak şekilde çekilir. Bu işlemden sonra ilk aşama tamamlanmış olur ve hastanın dirsekleri yere konur. Bu söylediğimiz işlemler peş peşe düzenli olarak dakikada 12-15 defa olacak şekilde tekrarlanır.





Holger-Nielsen tekniği ilk yardım uygulayan kişi oldukça yorucudur. Bu nedenle ilk yardımı uygulayacak ikinci bir kişi yardımcı olmalıdır. Sırasıyla ilk yardımı uygulamalıdır. İlkyardımcılardan birisi diğer uygulamayı devrederken önce birlikte 3-4 kez sun'i solunumu tekrarladıktan sonra hastanın dirsekleri yere konulduğunda ikinci kişi ilk yardıma devam eder. Sun'i solunumda kullanılan bir diğer uygulama da silvestar tekniğidir. Silvestar tekniği açıklayacak olursak;

Silvestar tekniğinde, Holger - Nielsan yönteminden farklı olarak hasta sırt üstü yere yatırılır. Hastanın omuz altlarına konularak desteklenir. Daha sonra hastanın başı arkaya doğru gerdirilir. Hastanın dilinin geriye doğru kayarak soluk borusunu tıkamaması için ikinci bir kişi tarafından mendille hastanın dili tutularak öne çekilir. İlk yardımı uygulayan kişi hastanın yanına diz çökerek kollarını hastanın göğsünün üzerine koyar. Daha sonra hastanın dirseklerinden tutarak kollarını yukarı ve kendine doğru çeker. Hastanın akciğerlerinin genişlemesini sağlamak için dirsek yere doğru bastırılır. Bu sırada akciğerlerin genişlemesi nedeniyle hava akciğere dolar. Aynı işlemler peş peşe ara verilmeden dakikada 12 kez olacak şekilde yapılır. Silvestar tekniğindeki her iki hareket yaklaşık 5 saniyede tamamlanacak şekilde solunum başlamasına kadar sürdürülür.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Boğulmalar ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:53 am

Boğulma olayı çeşitli durumlarda meydana gelir. Bunlardan en sık görüleni suda boğulmalar ve dumanda boğulmalardır. Suda boğulmalarda akciğerlere su dolduğundan öncelikle akciğerlere dolan suyun boşaltılması gerekir. Bu amaçla boğulan kişinin karnının alt tarafından iki elle tutulup yukarı doğru kaldırılır. Boğulan kişiyi kaldırma işlemi, yer ile ikizkenar üçgen oluşturacak şekilde yapılır. Bu şekilde baş ve göğüs aşağıda kalır. Dolayısıyla solunum yollarındaki su boşaltılmış olur. Akciğerlerdeki suyun boşaltılmasından sonra gerekirse sun'i solunum yapılır. Boğulan kişide suyun boşaltılması için fazla zaman kaybedilmemeli en kısa sürede ihtiyaç dahilinde sun'i solunuma geçilmelidir.




Boğulan kişi çocuk ise suyun boşaltılması için ayakların tutularak baş yukarı kaldırılır. Daha sonra sun'i solunuma geçilmelidir. Su boğulmalarının yanında dumanda boğulmalar da meydana gelebilir. Dumanda boğulmalar karbondioksit boğulmaları olabileceği gibi araba egzozlarından çıkan karbon monoksit zehirlenmeleri de görülür. Dumanda boğulmalarda genel kural, öncelikle boğulan kişiyi bulunduğu ortamdan temiz havaya çıkarmaktır. Boğulan kişi temiz havaya çıkarıldıktan sonra zaman kaybedilmeden sun'i solunuma geçilir. Aynı zamanda en yakın sağlık kuruluşuna haber verilir. Karbon monoksit (CO) zehirlenmelerinde CO oksijenden çok daha azla hemoglobine bağlanma özelliğine sahip olduğundan hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi düşer. CO zehirlenmelerinde sun'i solunum yapılırken oksijen verilir. Eğer gerekirse kan nakli dahi yapılır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Kalp durması ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:54 am

Çeşitli nedenlerden dolayı normal olarak devam eden etkin kalp atımlarının ortadan kalkarak, kalbin işlevlerini yapamaz duruma gelmesine kalp durması denir. Kalbi duran hastaya gerekli ilk yardımın yapılabilmesi için, önce kalp durmasının tanınması gerekir. Bu amaçla kalbin durmasını anlamak için, kulak hastanın sol göğsüne dayanarak kalp atışları duyulmaya çalışır. Kalp atışları duyulmuyor ise hastanın kalbi durmuş demektir. Kalbin durup durmadığı nabızdan anlaşılır. Kalbi duran kişinin nabzı hissedilemez. Nabzın kontrolünün, boyunda şah damarı atımlarından yapılması kalbin durup durmaması konusunda etkili bir yoldur. Kalbi duran kişinin solunumunun da duracağı unutulmamalıdır. Hastanın kalbinin durduğuna karar verdikten sonra derhal ilk yardım uygulamasına geçilir. Kalp durmasında yapılacak ilk yardım, kapalı kalp masajının uygulanmasıdır. Kalp durmasında yapılacak ilk yardım basamakları aşağıdaki gibidir.

Hasta sert bir zemine sırt üstü yatırılır. İlk yardımcı, hasta ile yüz yüze bakacak şekilde hastanın yanına diz çöker. İlk yardımcı, hastanın iki göğsünün tam ortasına iman tahtası denilen kemiğin alt ucuna, bir elinin avuç içinin bileğe yakın kısmını yerleştirir. Diğer elini ise bu elin üzerine koyar. Dirseklerini bükmeden gergin vaziyette, omuz gücüyle, hastanın göğsüne kısa süreli basınç uygular. Basıncın uygulanması sırasında göğsün 3-4 cm çöküp çökmediğine dikkat edilir. Basınç uygulanması sırasında göğsün 3-4 cm kadar çökmesi gerekir. Bu işlem arka arkaya 60 defe tekrarlanır. Hastaya uygulanan kapalı kalp masajına, hastanın kalbi normal atmaya başlayıncaya kadar devam edilir. Bu sırada en yakın sağlık kuruluşuna haber verilmesi sağlanır. Kalp atımı başlayan hastanın, sağlık görevlileri gelinceye kadar yatması gerek.

Kalp durması bebek veya çocuklarda meydana geldiğinde, kalp masajı yapılırken tek el kullanılır. Tek elle yapılan kalp masajı az bir kuvvetle çok sayıda uygulanır. Bebek ve çocuklarda göğüs'e basınç uygulanması sırasında göğüs kafesi 1 cm çökmelidir. Bebek ve çocuklara uygulanan kalp masajı ise dakikada 100 defa olmalıdır. Bazı durumlarda, kalp masajıyla birlikte suni solunum da yapılması gerekir. Sun'i solunum ve kalp masajının birlikte yapılması durumunda uygulama önce suni solunumla başlanır. Uygulama 1 suni solunum 5 kalp masajı şeklinde sırayla yapılır. Suni solunum ve kalp masajının birlikte uygulanması tek ilk yardımcı tarafından uygulanacağı gibi iki ilk yardımcı tarafından da uygulanır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Yaralanmalar ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:54 am

Çarpma, fiziksel, kimyasal maddeler ve radyasyon gibi etkiler, sonucunda deri ve deri altı dokuların bütünlüğünün bozulmasına genel olarak yara denir. Yaralar, mikroorganizmaların vücuda girmesine ve enfeksiyonlara neden olması bakımından önemlidir. Yaralar, meydana geldiği yer ve şekillere göre gruplandırılır. Yaraların vücudun değişik yerlerinde meydana gelmesi nedeniyle, farklı ilk yardım uygulaması yapılır. Yaraları ve uygulanacak ilk yardımı aşağıdaki gibi kısaca açıklayabiliriz.

Basit yaralar: Basit yaralar sadece deride ise yara su, sabun veya rivanol kullanılarak yıkanır. Daha sonra yara temiz bir bezle kapatılarak sarılır. Yara sarıldıktan sonra zaman geçirilmeden sağlık kuruluşuna götürülerek gerekli tıbbi tedavi yapılır.

Kafa yaralanmaları: Saçlı deriye gelen darbeler sıklıkla kesilme ve ezilmeler sonucu oluşan yaralar olup önemli miktarda kanama nedeni olur. Çünkü kıl dipleri kılcal damar ağı bakımından oldukça zengindir. Kafatasında yaralanmalarda ve kanamalarda mutlaka kırık olasılığı akla gelmelidir. Başa gelen darbelerden sonra bilinç kaybı söz konusu ise bu olasılık çok daha yüksektir. Kafaya gelen darbelerden sonra burun ve kulaktan kan ve berrak su gelmesi kafatası kırıklarının göstergesi olabilir. Başından yaralanan hastada bulantı, kusma, göz bebeklerinde büyüme ve devam eden baygınlık durumunda yaralı yarı oturur yatış şekline getirilir.





Saçlı deri kanamaları doğrudan basınç uygulanarak kolayca kontrol edilmektedir.
Eğer yaranın içerisinde yabancı cisim varsa yaranı üzerine basınç uygulanmamalıdır. Simit sargı konularak sağlık kuruluşuna iletilir. Yarada yabancı cisim yoksa yarayı temiz bir bezle sararak sağlık kuruluşuna götürmeliyiz. İlk yardımın ABC'si yönünden, hasta sürekli yakın izlemede tutulmak zorundadır. Küçük çocuklar ve büyüklerde saçlı deri kanamasıyla ilgili müdahale yapıldıktan sonra eğer başka bir sorun yoksa yüzün silinmesi ailenin ve kişinin sakinleşmesini sağlayacaktır. Çünkü saçlı deriden akan kanın yüzdeki görünümü aileler üzerinde çok olumsuz etki yapar.

Göğüs yaralanmaları: Delici göğüs yaralanmalarında derhal göğüsteki delik kapatılmalıdır. Çünkü göğüsteki bu delik, emici etki yaparak göğüs boşluğuna hava dolmasına neden olur. Bunun sonucunda akciğerler bir balon gibi söner. Göğüsteki delik yaralar, tampon şekline getirilmiş bez konularak flasterle hava geçirmemesi için kapatılır. Göğüsteki delik, yarlar hava geçirmeyecek şekilde bandajlandıktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna nakledilir. Göğüs içinde kanama varsa hasta sağlık kuruluşuna yarı oturur durumda ulaştırılır. Göğüs yaralanmasına neden olan cisim eğer göğüs'e batık durumda ise çıkarılmaz. Bu cisim deliği tıkadığından göğüs boşluğuna hava dolmasını önler. Bu durumdaki yaralı, yarı oturur durumda sağlık kuruluşuna iletilir.





Karın yaralanmaları: Karından yaralanmalarda kesinlikle yaralıya ağızdan yiyecek ve içecek verilmemelidir. Yaranın üzeri nemli mikropsuz bir bezle kapatılır. Eğer, yara karın bölgesinde yatay şekilde ise yarı oturur dikey şekilde ise sırt üstü yatar pozisyonda en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılır. Yatarak götürülen hastanın başı sağa ve sola dönük olmalıdır. Yaralanmalarda çeşitli enfeksiyonlar meydana gelir. Bunlar içinde en tehlikeli olan tetanos enfeksiyonudur. Tetanosa karşı en etkili korunma, aşı yaptırmakla sağlanır. Bu amaçla bebekler karma aşı sayesinde tetanosa karşı aşılanmış olur. Karma aşının difteri, boğmaca ve tetanos aşılarını kapsadığını daha önce açıklamıştık. Karma aşı bebekler üç defa olmak üzere 2'inci, 4'üncü ve 6'ıncı aylarda uygulanır. Tetanos aşısı 1,5 yaşında ve okul çağlarında tekrar uygulanır. Böylece tetanoza karşı bağışıklık pekiştirilmiş olur. Çeşitli evrelerde tetanos aşısı yaptırılmasına karşılık yaralanmalarda tekrar tetanoz aşısı yaptırmak oldukça yararlıdır. Hiç tetanos aşısı olmayan kişilere yaralanmalar sırasında bu hastalık için özel olarak hazırlanmış olan tetanos serumu verilir. Tetanos serumu bazı durumlarda alerjik etki gösterebilir. Bu nedenle yapılacak en iyi uygulama zamanında tetanos aşılarını düzenli olarak yaptırmaktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Kanamalar ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:55 am

Çeşitli nedenlerden dolayı, damarlarda dolaşan kanın damar dışına çıkarak akmasına kanama denir. Kanamalar, ilk yardım uygulamaları için büyük önem taşır. Kazalar sırasındaki ölümlerin büyük çoğunluğunun kay kaybından kaynaklandığı düşünülürse yapılacak olan ilk yardımın önemi daha iyi anlaşılır. Bu nedenle kaza sırasında süratle kanama durdurularak kan kaybı önlenmelidir. Eğer kanama sırasında vücuttaki toplam kanın 1/3'ü kaybedilirse kaza geçiren kişinin hayatı tehlikeye girer. Kanamalar, iç kanama ve dış kanama olmak üzere iki gruba ayrılırlar.

İç kanamalar: İç kanama, dışardan her hangi bir darbe sonucu vücudun iç organlarında yaralanmalar nedeniyle kanın vücut boşluklarına akmasıdır. Kanamanın dışardan görülmemesi nedeniyle oldukça tehlikelidir. Bu amaçla iç kanamalarda yapılacak en iyi uygulama hastayı hiç zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna götürmektir. İç kanamaların sık görüldüğü organlar karaciğer, dalak, mide, beyin vb. dir. Hastanın iç kanamasının belirlenmesi için belirtilerin bilinmesi gerekir. İç kanama geçiren hastada genel olarak şu belirtiler görülür.





Baş dönmesi, huzursuzluk ve halsizlik durumları oluşması nedeniyle hasta ya da yaralı ayakta duramaz. Baygınlık durumu da görülebilir. Hasta ya da yaralının rengi soluktur, yaralının parmak uçlarındaki, yüzdeki ve dudaklarındaki solukluk daha belirgindir. Hasta ya da yaralı soğuk soğuk terler. Bu nedenle deri yapışkan ve soğuktur. Nabız zayıf olarak hissedilir. Nabız zayıf ancak hızlıdır. Hasta yada yaralının solunumu hızlıdır. Solunum derin olmayıp yüzeyseldir. yaralıda hava açlığı meydana gelir. bu durumdaki kişi yeterince hava alamadığından boğulacağını söyler. Hasta ya da yaralı aşırı derecede susuzluk duyabilir. İç kanama belirtilerinin çoğunun çokta da görülmesi nedeniyle karıştırılabilir. İç kanamanın tipik belirtileri olan hava açlığı, huzursuzluk ve susuzluk hissi, iç kanamanın şoktan ayırt edilmesini sağlar.

Dış kanamalar: İç kanamanın tam tersi olarak yaralının dokularından kanın vücut dışına akmasına dış kanama denir. Dış kanamalar kanayan damarın özelliğine göre atardamar, toplardamar ve kılcal damar kanamaları olarak gruplandırılır. Atardamar kanamalarında, kesilen damarlardaki kan akışı basınçlı ancak kesik kesiktir. Diğer bir ifadeyle atardamar kanamalarında kan ritmik ve nabza uygun olarak fışkırmaktadır. Kısa sürede fazla miktarda kan kaybına neden olur. Atardamar kanamalarında kanın rengi açık kırmızıdır. Atardamar kanamalarında basınç nedeniyle pıhtılaşma daha geç olmaktadır.

Toplardamar kanamalarında kanama atardamar kanamalarına göre daha yavaştır. Kanama fışkırma şeklinde olmayıp sürekli bir akış gösterir. Akan kanın rengi koyu kırmızıdır. Kılcaldamar kanamalarında kanama sadece sızıntı şeklindedir. Kılcaldamar kanamaları genelikle sıyrık ve eziklerde görülen bir kanama şeklidir. Kanamalı hastalarda uygulanacak ilk yardım tekniği aşağıdaki gibi sıralanabilir.

- Gazlı bez varsa gazlı bezle, yoksa temiz bir bezle kanayan yerin üzerine 1-2 dakika doğrudan baskı uygulanmalıdır.
- Kanayan yer kan dışarı sızmayacak şekilde bir veya birkaç kat bezle sıkıca sarılmalıdır.
- Eğer kanayan yer vücudun oynak bir yerinde ise bu bölgenin kalp seviyesinden daha yükseğe kaldırılması gerekir.
- Hastanın bilinci yerinde ise hastaya bol sıvı içecekler verilmelidir.
- Kanamalı kişi fazla hareket ettirilmeden en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.

Atardamar kanamalarında basıncın etkisiyle fışkırma şeklinde kanama olduğunu daha öncede söylemiştik. Bu nedenle atardamar kanamalarında uygulanacak ilk yardım tekniklerini şu şekilde sıralayabiliriz.

- Kanayan atardamarın kalbe yakın tarafına parmak veya yumrukla kuvvetlice bastırılır. Parmak veya yumrukla uygulanan basınç vücudun belli bölgelerine uygulanır.
- Parmak veya yumrukla kanayan kısma basınç uygulanması sırasında kanayan yerin alt tarafından nabız alınıp alınmadığı kontrol edilir.
- Kanayan atardamarın dört parmak üstündeki bölgeye sert bir tampon konulur.
- Konulan tamponun üzerinden herhangi temiz bir bezle (mendil, eşarp, kravat vb.) alttaki derinin kıvrılmamasına dikkat edilerek iki kere dolandırılarak yarım düğüm yapılır.
- Bu yarım düğüm üzerine bir sopa konularak bunun üzerinden tam bir düğüm atılır. Daha sonra sopanın uçlarından tutularak kanama duruncaya kadar çevresinde döndürülür.





- Kanama durduktan sonra sopanın açıkta kalan ucu kol veya bacağa paralel duruma getirilerek sargıyla bağlanır. Atardamar kanamalarında uygulanan bu sargı şekline boğucu sargı veya turnike sargı denir. Atardamar kanamalarında uygulanan boğucu(turnike) sargı sırasında bazı kurallara dikkat edilmelidir. Dikkat edilecek bu kuralları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

- Atardamar kanamalarında uygulanan boğucu sargının uygulanma zamanı bir kağıda yazılmalıdır. Yazılan bu kağıt hastanın görülebilecek bir kısmına asılmalıdır.
- Boğucu sargı 2-3 saatten fazla uygulanmamalıdır.
- Boğucu sargı iki saat içinde 20 dakikada bir, ikinci saat içinde 30 dakikada bir 1-2 dakika sürelerle gevşetilmelidir.
- Boğucu sargılar uyluk kemiği gibi tek kemiklere uygulanmalıdır.
Atardamar kanamalarında yukarıda sıraladığımız uygulamalar sürdürülürken en yakın sağlık kuruluşuna haber verilmeli ve hasta en kısa sürede nakledilmelidir.
Dirsek içi, diz arkası ve avuç kanamaları: Bu tür kanamalarda uygulanacak ilk yardım teknikleri aşağıdaki gibidir.
Kanayan yer üzerine temiz bir tampon konulur. Kol veya bacak tampon üzerine doğru kıvrılarak bu vaziyette sıkıca bağlanır. Kanama avuç içinde ise kişinin parmakları bükülerek tamponu sıkıca tutması sağlanır. Daha sonra üçgen bir sargı ile kolu tespit edilir. Yapılan bütün bu işlemlerden sonra hastanın en yakın sağlık kuruluşuna götürülmesi sağlanır.

Burun kanaması: Değişik nedenlere bağlı olarak meydana gelen burun kanamalarında uygulanacak ilk yardım tekniklerini açıklayalım.
Burnu kanayan kişinin başı öne eğdirilerek burnunu sümkürmemesi söylenir. Burun kemiği iki yanından mandal gibi iki parmak arasına alınarak 1-2 dakika kuvvetlice sıkılır. Burnu kanayan kişi ağızdan solunum yapmalıdır. Burnu kanayan kişinin ensesine veya burnun üst kısmına soğuk kompres uygulanır. Kanama, yarım saat içinde durmazsa kişinin en yakın sağlık kuruluşuna götürülmesi sağlanır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Donmalar ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:56 am

Genel donmalar: Genel donma, kişinin uzun süre soğukta kalmasıyla vücut sıcaklığının düşmesiyle oluşur. Donmak üzere olan kişilerde; Görme bozukluğu, derinin soluklaşması, morarması ve mumsu bir görünüm alması, halsizlik ve uyuşukluk, engellenemeyen uyku isteği, zamanla bilincin kaybolması gibi belirtiler görülür. Donma olayının oluşması durumunda, vakit geçirilmeden ilk yardım uygulamasına geçilmelidir. Bu amaçla yapılması gerekli olan ilk yardım uygulamaları; Donmakta olan kişi ilkyardım ABC'si bakımından değerlendirilmelidir. Donan kişi ani olarak sıcakla temas ettirilmeden serin bir yere yatırılır. Daha sonra üzerindeki giysiler çıkarılarak bir örtü ile örtünmesi sağlanır. Donan hastaya, daha sonra yavaş yavaş masaj ve ovma hareketleri yapılarak ısınması sağlanır. Bu saydığımız ilk yardım uygulamaları yapılırken hastanın uyuması engellenmelidir. Yani donan kişinin uyanık kalması sağlanmalıdır. Hastanın yavaş yavaş artan bir ısıyla ısıtılması sağlanır. Donana hastaya kesinlikle alkol verilmemelidir. Ancak hastaya sıcak içecekler verilerek rahatlaması sağlanabilir. Hasta vakit geçirmeden en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.





Kısmi donmalar: Kısmi donmalar, vücudun genellikle el, ayak, burun ve kulak gibi uç organlarında görülen bir donmadır. Genel donmalar da vücudun bu uç organlarında donmasıyla başlar. Soğuğun etkisiyle dokulardaki damarların büzülmesi sonucu organlara yeterince kan gidemez. Buna bağlı olarak organlarda duyu azalır. Vücudun uç organlarında renk kaybolur. Bu organlar önce mor renk alır. Daha sonra mumsu renkte bir görünüm oluşur. Uç organlardan el ve ayak parmaklarının donması sırasında şiddetli bir ağrı hissedilir. El ve ayak gibi organlarda şiddetli ağrı duyulmasına karşılık kulak ve burun gibi uç organların donmasında ise ağrı hissedilmez. Kısmi donmalar sırasında uygulanacak ilk yardım kuralları ise şöyledir;

Donmakta olan organda kan dolaşımı bozulduğundan öncelikle donan organ gevşetilerek kan dolaşımının normale dönmesi sağlanır. Bu iş için kişi vücudunun diğer sıcak bölgelerini kullanabilir. Örneğin, donmakta olan parmak uçları koltuk altına alınarak ısıtılabilir. Yine kulak ve burun gibi organlar ise avuç içine alınarak yavaş yavaş ovularak donması önlenebilir. Ayakların donmasında, ayaklar ılık suya batırılmış bir bez ile ovulmalıdır. Daha sonra ayaklar kuru bir fanila ile yavaş yavaş ovulur. Bu işe deri eski rengini alıncaya kadar devam edilir. Hasta en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılır. Donmalarda uyulması gereken kurallardan en önemlilerinden birisi donmakta olan organın kesinlikle ateşe karşı tutulmamasıdır. Donana organın ateşe karşı tutulması sonucunda kangren meydana gelebilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Yanıklar ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:56 am

Ateş, sıcak sıvılar, güneş ışınları, radyasyon vb. fiziksel etmenler ile asitler ve alkaliler gibi kimyasal etmenlerin vücudun çeşitli doku ve organlarında oluşturduğu yaralara yanık denir. Yanıklarda vücut dokularında meydana gelen belirtiler; deride kızarma, deride su toplanması, çok şiddetli ağru duyulması, deride ve deri altı dokularda harabiyet görülmesidir.

Günlük hayatta yanık çok sık meydana gelir. Genellikle 2-7 yaş grubunda sık görülen yanıklar, değişik derecelerde görülür. Yanıklar vücut dokularının yanma derecesine yani deri ve deri altı dokuların yanmasına göre üç gruba ayrılır. Bunlar; birinci derecede yanıklar, ikinci derecede yanıklar, üçüncü derece yanıklar olarak adlandırılır.





Birinci derece yanıklar: Zedelenmenin olmadığı sadece derinin üst tabakasındaki yanıklardır. Bu tür yanıklarda derinin bütünlüğü bozulmaz. Deride ağrı hissedilir.

İkinci derece yanıklar: Deri üzerinde kırmızılıklar oluşur. Ayrıca yanan kısımdaki deride, su kabarcıkları meydana gelir. İkinci derece yanıklarda derinin epidermis kısmı yanmış durumdadır. Epideris zarar gördüğünde yanık olan kısım mikroorganizmalar için açık bir kapıdır.

Üçüncü dereceden yanıklar: Üçüncü derece yanıklarda derinin bütünlüğü bozulmuştur. Bu yanık şeklinde altı dokular ve kaslar da yanığa katılır. Yanıkların sınıflandırılması bazen kemik ve kasların yanması dikkate alınarak dördüncü derece veya beşinci derece yanıklar şeklinde de olabilir. İleri derecedeki bu yanıklarda kömürleşme olacak şekilde yanık oluşur. Yanıklarda yanığın derecesi yanında yanığın yüzeyi de önemlidir. Yanık yüzeyi genişledikçe, hasta için tehlike oranı da artar. Yanık yüzeyinin genişliği doku sıvısı kaybını artırdığı gibi mikroorganizmaların enfeksiyonu için daha geniş yüzey oluşturur. Vücuttaki yanık yüzeyi genişliği "dokuzlar kuralı" na göre belirlenir. Dokuzlar kuralı ile yanık yüzdesi hesaplanır. Bu kurallara göre; baş %9, Göğüs önü %9, göğüs arkası %9, her bir kol %9 olmak üzere iki kol %18, karın %9, karın arkası %9, her bir bacağın alt kısmı %9, üst kısmı %9 olmak üzere %18`dir. İki bacak toplamı %36`dır. Vücudun geriye kalan %1'lik kısmı ise genital bölgeyi oluşturur. Dokuzlar kuralına göre vücut yüzeyinin %30'luk kısmında yanık meydana gelirse kişinin hayatı tehlikeye girer. Yanık yüzeyi %30'u geçtiği zaman hayat tehlikeye girdiğinden yanan kişiye acil yardım uygulanmalıdır.





Yanık yüzeyinin genişliğine bağlı olarak kişide yanık şoku denilen durumun oluşması riski yüksektir. Yanık şokunda yanığın neden olduğu sinirsel uyarılarla kan plazması doku içine sızar. Dolayısıyla yanığın olduğu kısımlarda hızlı bir plazma kaybı oluşur. Sızan plazma yanıklardaki sulanmanın nedenidir. Yanık sırasında oluşan zehirli maddelerin kana geçmesiyle vücudun diğer dokularına yayılması söz konusudur. Kan yoluyla vücuda dağılan bu zehirli maddeler ve yanıkta oluşan şiddetli ağrılar yanık şokunun oluşmasına neden olur. Hastada şok oluşması durumunda şoklarda uygulanacak ilk yardım kurallarının uygulanmasına geçilir. Şiddetli ağrıyı gidermek ve enfeksiyon oluşmasını önlemek için gerekli tedbirler alınır.

Yanıklarda uygulanacak ilk yardım tekniği ise şöyle olmalıdır; Kazazede hala alevli bir şekilde yanıyorsa, şahsın havayla temasını kesmek için üzeri kalın örtü, ceket vb. ile örtülür. İlk yardıma başlamadan önce eller bol sabunlu su ile yıkanır. Yanık yaralarına elle dokunulmamalıdır. Yanık yeri bol soğuk su ile 10 - 15 dakika yıkanmalıdır. Yanık yerine diş macunu salça vb. maddeler sürülmemelidir. Bu maddelerin yerine temiz vazelin sürülmeli, vazelin yoksa hiç bir şey sürülmemelidir. Yanık üzerinde su kabarcıkları yoksa, fazlı bez veya temiz bir bezle hafif sıkı sargı uygulanır. Hasta, terletilmeyecek kadar sıcak tutulur. Hasta, zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna nakledilir. Konunun başında da açıkladığı gibi yanıklar genellikle 2-7 yaş grubunda sık görülür. Güneş yanıkları genelde yaz aylarında görülmesine karşın diğer yanıklar kış aylarında daha çok görülür. Bunun nedeni küçük çocukların sobaya temasları veya oba üzerindeki suyu dökmeleridir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Güneş ve Elektrik çarpmasında İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:58 am

İnsanların vücut ısıları normal olarak 36.5 C ile 37 C'dir İnsan vücudundaki bu ısı ortamında hayati faaliyetler normal olarak devam eder. Normal vücut olaylarının devam ettiği bu ısı düzeyi beyindeki termoregülasyon merkezi ve vücudun ısı ayarlama sistemleri yardımıyla ayarlanır. Güneşin etkisiyle beyindeki termoregülasyon merkezi etkilenerek görev yapamaz duruma gelebilir. İlgili merkezin görev yapamaması sonucu vücut ısı kaybedemez ve dolayısıyla vücut ısısı yükselir. Vücuttaki artan ısıdan ilk etkilenen organ, beyin olması nedeniyle beyinde hasar meydana gelir. Buna bağlı olarak beyin kanaması ve ölümler oluşabilir. Güneş çarpması yaşlılarda daha tehlikeli durum oluşturur. Güneş çarpmasının belirtileri arasında ani baş ağrısı, bulantı, kusma vb. sayılabilir. Güneş çarpan kişide bayılma hissi ile birlikte bilinç kaybı ortaya çıkar. Güneş çarpmasında uygulanacak ilk yardım kurallarını özetleyecek olursak; Hastanın ısısının yavaş yavaş düşürülmesi gerekir Hastanın vücut ısısını düşürmek için hasta serin bir yere alınır. Daha sonra vücuduna kolonya veya alkol uygun şekilde sürülerek vücut ısısı düşürülmeye çalışır. Hasta aniden soğuk su ile banyo yaptırılmamalıdır. Hastaya, aşırı terlemeyle kaybettiği su ve tuzu telafi etmek için bol su ve tuzlu ayran içirilir. Hastada şok durumu varsa hasta serin bir yerde şok pozisyonuna getirilir. Hastanın durumunun düzelmemesi durumunda en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilir.





Elektrik çarpmasında ilk yardım: Elektrik çarpmaları kaslarda kramplara, kemiklerde kırıklara, solunum merkezlerinin felcine, solunumun ve kalbin durmasına, sinir felcine, vb. durumların oluşmasına neden olur. Elektrik çarpmasında ilk yardım uygulayacak kişi öncelikle hastayı elektrik akımından kurtarmalıdır. Hasta elektrik akımından kurtarılırken ilk yardımcı kendi güvenliğini sağlama almalıdır. Kendi hayatını tehlikeye sokacak davranışlardan kesinlikle sakınmalıdır. Elektrik çarpan kişiyi kurtarmak için duruma uygun olarak fiş prizden çekilerek, sigorta gevşetilerek veya şalter kapanarak akım kesilmelidir. Eğer elektrik çarpması açıktaki bir telden kaynaklanıyorsa kuru tahtayla tel hastadan uzaklaştırılır. Hasta elektrik akımından kurtarıldıktan sonra yapılacak ikinci önemli uygulama ise hastanın solunumunu sağlamaktır. Hastaya kalp masajı yapılmalıdır. Daha sonra hasta en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır. Hastanın sağlık kuruluşuna ulaştırılması sırasında gerekiyorsa kalp masajı ve suni solunuma devam edilmelidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Zehirlenmeler ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 3:59 am

Belli miktarlarda vücuda girdiğinde organların çalışmasını olumsuz etkileyerek sağlığın bozulmasına hatta ölüme neden olan katı, sıvı ve gaz maddelere zehir (toksin) denir. Zehirli maddelerin çeşitli yollarla vücuda girerek meydana getirdikleri olumsuz duruma ise zehirlenme denir. Zehirlenmenin başlıca sebebi zehir etkisi gösteren katı, sıvı ve gaz maddelerin vücuda alınmasıdır. Zehirlenmeye neden olan maddeler çok çeşitli olmasına karşılık beş ana grup altında toplanabilir.

Zehirlenmeye neden olan maddeler arasında; Endüstride kullanılan maddeler, tıpta kullanılan ilaçlar, ziraatte kullanılan maddeler, evde kullanılan maddeler, hayvansal ve bitkisel kaynaklı maddeler sayılabilir. Zehirlenmeye neden olan bu maddeler vücuda ağız yoluyla, solunum yoluyla ve deri yoluyla alınır. Ağız yoluyla katı ve sıvı özellikteki zehirli maddeler alınırken, solunum yoluyla gaz halindeki zehirli maddeler alınır. Deri yoluyla ise zehirli sıvı maddeler, derinin absorbe etme özelliği nedeniyle alınır. Zehirlenmeler çok değişik şekillerde meydana gelmesine karşılık zehirlenme çeşitlerini üç ana başlıkta inceleyebiliriz. Besin zehirlenmeler, gaz zehirlenmeleri, tarım ilaçları zehirlenmeleri olarak 3 ana başlıkta toplanır. Zehirlenme çeşitlerinin belirtilerini ve ilk yardım uygulamalarını açıklayalım.





Besin zehirlenmeleri: Üretim, tüketim, nakil vb. durumlarda bakterilerin etkisiyle bozulan gıda maddelerinin tüketilmesi sonucu besin zehirlenmeleri oluşur. Bu tür zehirlenmelerin en yaygın olarak görüldüğü yiyecek grupları; konserveler, kremalı pastalar, dondurmalar, kirli sularda yıkanmış sebze ve meyveler, zehirli mantarlar vb. dir. Herhangi bir nedene bağlı olarak meydana gelen besin zehirlenmelerinin belirtileri; baş ve mide ağrısı, bulantı ve kusma, halsizlik, görme bozukluğu (çift görme), karında kramp, ishal, terleme, nabızda zayıflama vb. dir. Yenilen besinlerden sonra yukarıda sıralanan belirtilerin görülmesi durumunda vakit geçirilmeden ilk yardım uygulamasına geçilmelidir. Zehirlenme belirtileri, zehirlenilen besin maddesinin türüne ve miktarına göre hemen başlayacağı gibi bir kaç saat sonra da belirtiler görülmeye başlar. Ancak botulism zehirlenmelerinde (Clostridium botulinum), zehirlenme belirtileri 18-24 saat sonra görülmeye başlar. Besin zehirlenmelerinde uygulanacak ilk yardımın ana ilkeleri şunlardır. Zehirlenmede, ilk yarım saat geçmeden hastaya bol tuzlu su içirilerek kusması sağlanmalıdır. Zehirlenen kişinin az hareket etmesi sağlanarak en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerekir. Hasta sağlık kuruluşuna ulaştırılırken zehirlenmeye neden olan yada şüphelenilen madde de götürülmelidir. Böylece, hekimin derhal müdahale ederek hastayı kurtarma şansı artar. Aksi takdirde hastanın neden zehirlendiğinin tespiti için geçen süre zehirlenen kişinin kurtarılma şansını azaltır.

Gaz zehirlenmeleri: Gaz zehirlemeleri evlerde ve iş yerlerinde son yıllarda çok sık görülen bir zehirlenmedir. Gaz zehirlenmeleri arasında ise karbonmonoksit gazı ilk sırayı alır. Gaz zehirlenmelerinin sebepleri arasında şofben ve ocaklardan hava gazı sızıntıları, odada yakılan mangallar ile sobalardan çıkan gazlar ve araçların egzozlarından çıkan gazlar sayılabilir. Gaz zehirlenmelerinin olduğu durumlarda ortaya çıkan zehirlenme belirtileri; Bulantı ve kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, kulaklarda çınlama, bayılma hissi, kasların hareket edemeyecek şekilde gevşemesi, özellikle karbondioksit zehirlenmelerinde yutak spazmı nedeniyle boğulma durumu. Zehirlenmenin ilerleyen evlerinde bilincin kaybedilmesi, koma vb. durumlar ortaya çıkar. Yukarıda sıralanan belirtilerin görülmesi durumunda vakit geçirilmeden gaz zehirlenmelerinde uygulanacak ilk yardımın ana ilkelerine geçilir. Bunlar; Hasta öncelikle bulunduğu ortamdan uzaklaştırılarak temiz havaya çıkarılır. Bu sırada ihtiyaç duyulması halinde suni solunuma geçilir. Hastaya eğer el altında varsa oksijen verilmelidir. Şoka karşı gerekli önlemler alınır. Genel ilk yardım kuralları (ilk yardım ABC'si) uygulanırken tıbbi tedavinin yapılması için aman geçirilmeden sağlık kuruluşuna nakledilir.

Tarım ilaçları zehirlenmeleri: Tarım ürünleri zararlılarına karşı çeşitli ilaçlar kullanır. Tarım alanında kullanılan bu zehirli ilaçlar, kullanıldığında meyvelere bulaşır. Zehirli ilaç bulaşmış meyvelerin yenilmesiyle de zehirlenme meydana gelir. Yine ilaçlama yapan kişinin tedbirsiz davranması sonucunda da zehirlenmeler görülür. Tarım ilaçlarının giderek daha büyük oranda kullanılması bu alandaki zehirlenme oranını da artırmaktadır. Oldukça tehlikeli olan tarım ilaçları zehirlenmelerinin belirtileri aşağıdaki gibidir; Bulantı ve kusma, baş ağrısı, hırıltılı soluk alıp verme, göz bebeklerinde küçülme, bulanık görme, gözün uyum yapma yeteneğinde bozulma, kaslarda kramplar, ağız çevresinde köpüklü salya, titreme, refleks kayıpları, şuur bulanıklığı vb. belirtiler görülür.





Yukarıda açıklamaya çalıştığımız zehirlenme belirtilerinin görülmesi durumunda yapılacak ilk yardım kuralları aşağıdaki gibidir. Zehirlenen kişi ilaçlarla bulaşmış giysileri çıkarılarak deri bol sabunlu suyla yıkanmalıdır. Zehirlenen kişiye bol miktarda süt, yoğurt b. yiyecekler verilmelidir. Solunum ve kalp atışları kontrol edilerek ihtiyaç duyulması halinde suni solunum ve kalp masajı yapılmalıdır. Zehirlenen kişi zaman geçirilmeden en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir. Hastanın sevki sırasında zehirlenmeye neden olan madde de hekime götürülmelidir. Böylece zehirlenen kişinin hayatını kurtarmak için zaman kaybı önlenmiş olur. Buraya kadar yapılan zehirlenmelerle ilgili açıklamalardan sonra zehirlenmelerden korunma yollarını da açıklayalım.

Kokusu, rengi, görünümü değişmiş, beklemiş ve bayat besin maddeleri kesinlikle tüketilmemelidir. Bu konuda çevredeki insanları, kişileri de uyarmalıyız. Hava gazı muslukları açık bırakılmamalıdır. Yatılan odada yanan mangal vb. araçların bırakılmaması gerekir. Tarım ilaçları ve diğer ilaçlar çocukların ulaşamayacağı kilitli yerlerde saklanması gerekir. Tarım ilacı konulan kabın üzerine ilacın ismi yazılmalıdır. Böylece yanlış kullanma ihtimali ortadan kaldırılır. Tarım ilacı ile temas etmiş sebze ve meyveler bol su ile yıkandıktan sonra tüketilmelidir. Tarım ilaçlaması yaparken eller kesinlikle ağza götürülmemelidir. Tarımsal ilaçlamalar rüzgarsız havada yapılmalıdır. Tarım ilaçlaması yapıldıktan sonra vücut ve ilaçlama sırasında giyilen bütün giyecekler bol sabunlu su ile yıkanmalıdır. Evlerde böcek ilaçlaması yapıldığında, yiyecekler ve yiyecek kapları ortada bırakılmamalıdır. İlaçlı bölgeye çocuklar da sokulmamalıdır. Tarım ilaçlamaları yapılırken özel tulum giyilmeli ve maske takılmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Böcek Sokmaları ve Hayvan Isırıklarında İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 4:00 am

Arı sokmalarında ilk yardım: Arı sokmaları çok sık rastlanılan bir durumdur. Arı genellikle soktuğu yerde iğnesini bırakır. Dolayısıyla yapılacak ilk uygulama, arının iğnesini çıkarmak olmalıdır. Daha sonra arının sokarak şişlik ve kızarıklık oluştuğu yer amonyaklı ya da karbonatlı suya batırılmış bir bezle silinerek pansuman yapılmalıdır. Eğer karbonat ve amonyak yoksa soğan, sarımsak veya maydanoz arının soktuğu yere konabilir. Arı sokmalarında en tehlikeli durumlardan birisi ağız içi veya dilin arı tarafından sokulmasıdır. Bu gibi durumlarda ağız içi tuzlu su veya karbonatlı suyla gargara yapılmalıdır. Ağzından ya da dilinden arı sokan kişinin durumu dikkatle izlenmelidir. Şişme eğilimi yüksekse derhal sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Aksi taktirde solunum yolu tıkanarak ölüm meydana gelebilir.

Böcek sokmalarında ilk yardım: Bazı örümcek ve kene gibi böcekler insanları ısırarak zehirlenmelere neden olurlar. Özellikle bazı örümcek türleri ağır zehirlenmelere neden olur. Bu tür böceklerin insanları sokmasıyla şiddetli bir ağrı oluşur. Karın kaslarında sertleşme, bulantı, kusma, terleme, yüksek ateş vb, durumlar meydana gelir. Böcek sokmalarında uygulanacak ilk yardım; Böceğin soktuğu bölgeye amonyak, karbonatlı su, permanganat veya sirke aynı amaçlarla kullanılır. Böceğin soktuğu yerin biraz üzeri eşarp ve kravat, mendil vb. şeyler kullanılarak bağlanır. Böceğin soktuğu kol, bacak gibi organlar hareket ettirilemez. Böcek sokan kişiye sıcak banyo yaptırılarak kasların sertleşmesi önlenir. Böcek sokan kişinin durumu izlenerek gerekirse en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilmelidir.





Akrep sokmasında ilk yardım: Akrep sokmaları bağ ve bahçe işleriyle uğraşanlarda sık görülür. Akrebin zehir'i kuyruğun son halkasında bulunur. Akrep, kuyruğunun son halkasında bulunan zehir'i buradaki iğnesiyle soktuğu insana akıtır.Bunun sonucunda da çok tehlikeli olan akrep zehirlenmesi meydana gelir. Akrep tarafından sokulan yerde şişlik ve kızarıklık oluşur. Bununla birlikte akrep sokmalarında şiddetli ağrı oluşur. Akrep zehirinin kana karışarak vücuda yayılmasıyla bulantı, kusma, kramplar, solunum yetmezliği vb. durumlar oluşur. Akrep sokmalarında aşağıda belirtildiği gibi ilk yardım uygulamaları yapılmalıdır.

Akrebin soktuğu yerin biraz altından ve üstünden boğucu sargı uygulanarak zehirin vücudun diğer kısımlara yayılması önlenir. Akrebin soktuğu yerin biraz üzerinden genişliği ve derinliği 0,5 cm kadar olan çapraz şekilde kesikler yapılır. Bu iş için kullanılan bıçak veya kesici alet ateşten geçirilerek sterilize edilmelidir. Kesilen yerden kan akıtılması sağlanır. Ağrıyı hafifletmek için sokulan ve kesilen yere karbonat bulamacı konulabilir. Ayrıca sokulan yer amonyakla yıkanır. Bu iş için potasyum permanganat da kullanılabilir. Şoka karşı önlem alınır. Akrep sokmasından kesin tedavi akrep serumu ile olduğundan hasta en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.

Yılan sokmasında ilk yardım: Yılanların zehirleri bir kese içinde üst çenelerinde yer alır. Yılan bir kişiyi ısırdığı zaman zehirini dişleriyle açtığı yaraya akıtır. Yılan ısıran kişide ısırılan yerde morarma ve şişme görülür. Zehirin vücuda yayılmasıyla baş ağrısı, nefes darlığı, yorgunluk, uyuşukluk, bulantı zayıf ve hızlı nabız vb. durumlar oluşur. İlerleyen durumlarda şok ve ölüm meydana gelebilir. Yılan ısırmalarında aşağıdaki ilk yardım basamakları uygulanır.





Yılan genellikle kol veya bacağı ısırdığından ısırılan yerin biraz üstünden ve altından boğucu sargı uygulanır. Yılan ısıran kişi fazla hareket ettirilmemelidir. Akrep sokmasında olduğu gibi yılan ısırıklarında da uygun şekilde kesikler yapılarak kan akıtılır. Kesilen yer, ağzında yara olmayan bir kişi tarafından emilerek tükürülmeli. Kesilen yeri emeecek kişi bu işleme başlamadan önce varsa ağzını zeytinyağı ya da başka bir sıvı ile çalkalarsa zehirin ağız mukozasına zarar vermesi önlenir. Eğer yılan boğucu sargı yapılamayacak bir yeri sokmuş ise boğucu sargı dışındaki diğer uygulamalar yapılır. Hasta yılan serumu uygulanmak üzere en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılır.

Köpek ve benzeri hayvan ısırmalarında ilk yardım: Köpek, kedi, fare gibi hayvan ısırıklarında en tehlikeli durum kuduz mikrobunun insanlara bulaştırılmasıdır. Kuduz hastalığı, gerekli tedbirlerin zamanında alınmaması durumunda kesin olarak ölümle sonuçlanır. Bu amaçla kedi, köpek vb. hayvan ısırıklarında; Isırılan yer bol sabunlu suyla yıkanmalıdır. Isırılan yerde oluşan yaraya bol miktarda tentürdiyot sürülür. Tentürdiyot yarayı açarak kanamasını sağlar. Dolayısıyla mikrobun kanla birlikte dışarı akması sağlanır. Yaranın üzeri temiz bir gazlı bez ile kapatılarak hasta en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilir. İnsanı ısıran hayvan mecbur kalmadıkça öldürülmeden inceleme yapılması için kapalı bir yerde tutulur. Hayvanı canlı yalamak mümkün değilse başı zedelenmeden öldürülmelidir. Kuduz teşhisi için hayvanın beyni incelenir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Yabancı cisimler ve İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 4:00 am

Kulakta yabancı cisim: Kulağa kaçan cisimler genellikle kulağın S şeklindeki kulak yolunu izleyerek kulak zarına ulaşır. Kulağa kaçan cisimler arasında en sık olanı hububat tanesi, nohut, küçük taneli taş, kum, böcek vb. dir. Kulağa kaçan yabancı cicim için ilk yardımın yapılabilmesi için öncelikle kaçan cismin ne olduğunun belirlenmesi gerekir. Daha sonra kaçan cisme uygun ilk yardım uygulanır. Kulağa kaçan cismin ne olduğunun belirlenmesi sırasında heyecana kapılmadan sakin olunmalıdır. Kulağa böcek kaçtığında kulaktan böceğin vızıltı sesi gelir. Vızıltı sesinin duyulmasıyla, kulağa böcek kaçmasından yapılacak ilk yardım uygulanır. Kulağa kaçan böcek vızıltıları şiddetli ağrı yaptığından önce böceğin öldürülmesi gerekir. Bu iş için kulağa zeytinyağı, gliserin, rivanol vb. maddeler kulaktan dışarıya taşıncaya kadar damlatılır. Kulağa böcek kaçmasında böceğin hareketini artıracağından, su damlatılmaz. Kulağa damlatılan sıvıların etkisiyle böcek öldüğünde vızıltı kesilir. Böceğin ölmesinden sonra baş yana eğilerek böceğin kulağa damlatılan sıvıyla birlikte dışarı çıkması sağlanır.





Kulağa buğday, nohut vb. maddeler kaçtığında, böceği çıkarmak için uygulanan ilk yardım yapılmamalıdır. Böceği kulaktan çıkarmak için kullanılan sıvılar hububat, tanelerinin şişmesine neden olur. Dolayısıyla şişen tanelerin kulaktan çıkması çok zordur. Bu nedenle kulağa hububat taneleri kaçtığında kulağın üzerine temiz bir bez örtülerek zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna ulaştırılır. Kulağa kaçan yabancı cisimleri, sivri uçlu tel, toka, iğne, kalem vb. şeylerle çıkarmaya uğraşılmamalıdır.

Burunda yabancı cisim: Buruna yabancı cisim kaçması genellikle çocukların oyun oynamaları sırasındam meydana gelir. Burnuna yabancı cisim kaçan kişi ağızdan solunum yapmalıdır. Daha sonra burnuna yabancı cisim kaçan kişiye kuvvetlice burnu sümkürtülür. Eğer cisim çıkmazsa sivri uçlu bir şeyle çıkarmaya çalışmadan kişi en yakın sağlık kuruluşuna götürülerek gerekli tedavi yaptırılır.

Boğazda yabancı cisim: Boğaza kaçan yabancı cisim kılçık vb. ise ve de gözle görülüyorsa cımbızla alınabilir. Eğer boğaza kaçan cisim görülmüyor, aynı zamanda da kişinin soluk almasını engelliyorsa kişide morarma meydana gelir. Bu durumda hasta yere yatırılarak yan çevrilmeli ve iki omuz arasına kuvvetlice 5-6 kez vurularak yabancı cismin çıkması sağlanmalıdır. Çocukların boğazına yabancı bir cismin kaçması durumunda ayaklarından tutulup kaldırılır veya olduğu gibi dize yatırılır. Bu durumda iken çocuğun sırtına basınç uygulanır ve öksürmesi sağlanarak yabancı cismin aşağı doğru kayarak çıkması sağlanır. Boğaza kaçan cisimlerin şişerek tehlike oluşturacağı hesaba katılarak hasta sağlık kuruluşlarına götürülmelidir.





Gözde yabancı cisim ve ilk yardım: Göze yabancı cisim kaçtığında göz ovulmamalıdır. Göz kapakları açılmayarak gözyaşı işe dışarı çıkması sağlanabilir. Gözyaşıyla dışarı çıkmayan yabancı cisim ucu ıslatılmış temiz bir mendil kullanılarak göz pınarına gelmesi sağlanır. Daha sonra göz pınarından yavaşça dışarı çekilerek çıkması sağlanır. Bu sırada göz kapakları aşağı ya da yukarı çekilerek yardımcı olunur. Yabancı cisim üst göz kapağının bulunduğu yerde ise bir kibrit çöpü göz kapağının üzerine konularak ters çevrilir ve katlanması sağlanır. Böylece yabancı cisim daha iyi görülür ve çıkarması daha kolaydır. Bütün bu işlemlere rağmen yabancı cisim gözden çıkarılmaz ise üzeri bir bezle örtülerek yada kapatılarak en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

Yabancı cisim yutulması: İğne, çivi vb. sivri uçlu cisimlerin yutulması durumunda kişiye haşlanmış patates veya ekmek içi yedirilerek zaman geçirilmeden sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Düğme, para gibi maddelerin yutulmasında endişe edilmemelidir. Bu maddeler dışkı ile birlikte kendiliğinden çıkar. Ancak yine de kişinin sağlık kuruluşuna götürülmesinin oldukça yararı vardır. Çocuklarda yutulan yabancı cismin soluk borusuna kaçma ihtimali söz konusudur. Bu amaçla çocuğun solunumu izlenmeli ve olumsuz bir durumun oluşacağı düşünülerek sağlık kuruluşuna götürülmelidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Zorlanma ve Burkulmalarda İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 4:01 am

Kasların normal olarak belli bir esneme sınırı vardır. Kaslar, bu esneme sınırlarından daha fazla gerilirse kası oluşturan liflerde yırtılmalar meydana gelir. Kas liflerindeki bu yırtılmaya zorlanma denir. Kasların zorlanmaları ileri derecede olursa, kasların kemiklere bağlanmasını sağlayan bağlar kemiklerden ayrılabilir. Zorlanmalar, kasların kaldırma gücünün daha üzerindeki ağır yüklerin kaldırılması sırasında meydana gelebilir. Ayrıca yorgun ve sertleşmiş olan kasları çalıştırılması durumunda da zorlanmalar oluşabilir. Zorlanmaların en fazla görüldüğü yerler bel ve bacak kaslarıdır. Zorlanan bölgelerde ağrı ve yanma hissedilmesi, zorlanmanın belirtileri arasındadır. Zorlanmanın başlangıcında hissedilen ağrı ve yanmadan sonra kaslarda ilerleyen evrede soğumayla birlikte sertleşme başlar. Dolayısıyla da kasların hareketi ağrılı ve güçtür. Bacak kaslarındaki zorlanmalardan dolayı kişinin oturup kalkması güçleşir.




Eklem kapsülü ve eklem bağlarının hareket eksenine uygun olmayan ani veya sert hareketler sırasında kısmen yırtılması durumuna burkulma denir. Burkulma, tanımda da belirtildiği gibi genellikle ani dönme sonrasında meydana gelir. Burkulmanın en sık görüldüğü yer ayak eklemleridir. Burkulmanın başlıca nedenleri arasında, yüksekten atlanması, eğik zemine kontrolsüz basılması, sırasında ayağın içe veya dışa dönmesi vb. durumlar sayılabilir. Küçük çocuklara bol ve büyük ayakkabı giydirilmesi, yetişkinlerin ise yüksek topuklu ayakkabılar giymeleri de burkulma nedenleri arasındadır. Burkulmanın belirtileri arasında öncelikle eklemlerde şişme ve buna bağlı olarak meydana gelen ağrı sayılabilir. Burkulma sırasında oluşan şişliğe yırtılan eklemden sızan eklem sıvısı ve kan neden olur.




Eklemlerdeki şişlik, eklemin hareketini ağrılı duruma getirir. Aynı zamanda eklemin hareketi de zorlaşır. Şişmenin daha da artması sinirlere baskı yapılmasına neden olacağından ağrı daha da artar. Eklemde bazen morarma ve kızarma da meydana gelir. Zorlan ve burkulma durumlarında uygulanacak ilk yardım şöyle olmalıdır.

Burkulan kısımdaki eklem öncelikle rahat duruma getirilir. Bu amaçla eklemin altına destek amacıyla bir yastık konulması yararlıdır. Burkulma olduğu ilk saatlerde şişmeyi önlemek için burkulan yere soğuk su yada buz uygulanır. Burkulan eklem 24 saatlik süre içinde geçmiyorsa sıcak pansuman yapılır. Eklemin yakınındaki kaslara masaj yapılması hareketi kolaylaştırabilir. Eklemde kanama ve şişme önlendikten sonra gevşek şekilde elastik bir sargı ile tespit edilir. Burkulan kısımdaki şikayetlerin sürmesi halinde hasta sağlık kuruluşuna götürülerek gerekli tedavilerini yaptırmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Kırık ve Çıkıklarda İlk yardım   C.tesi Ocak 17, 2009 4:01 am

Kırıklar: Kemik bütünlüğünün çarpma, vurma b. nedenlerden dolayı bozulmasına kırık denir. Kırıklar, trafik kazalarında, merdivenden düşmelerde, buzda kaymalarda vb. durumlarda meydana gelir. Sayılan nedenlerden dolayı en sık görülen kemikler kol, bacak, parmak vb. dir. Kemiklerin kırıldığının ilk belirtisi kırılan yerde ağrının meydana gelmesidir. Kırık bölgeye el dokunulduğunda ağrının şiddeti artar. Ayrıca kırık bölgede şişlik ve kırığın olduğu organda hareket edememe gibi durumlar oluşur. Kırılan kemik ucunun birbirine sürtmesi sırasında oluşan ses de duyulabilir. Kemiğin kırılması sırasında oluşan yaradan kemik ucu dışarı çıkabilir. Açık kırık denilen bu kırıklarda kemiğin ucu görülür. Kırıklarda uygulanacak ilk yardımın ilkeleri iki ana başlık altında toplanabilir. Bunlar ilk yardımın genel ilkeleri ve temel ilkeleridir. Vücutta meydana gelen her türlü kırıkta uygulanacak genel ilke hastanın yavaş ve dikkatli hareket ettirilmesidir. Hareket sırasında kırılan kemik uçlarının çevre dokulara zarar vereceği dikkate alınmalıdır. Kemik uçlarının çevre dokulara zarar vermesi sırasında aşırı derecede ağrı duyulacağı hesaba katılarak hareketler özenli yapılmalıdır.

Kırıklarda uygulanan temel yardım ilkelerini inceleyecek olursak; kırık bölgenin tespit edilmesi (atele alınması), Kanama ve şokun önlenmesi, kazazedenin uygun pozisyonda sağlık kuruluşuna sevk edilmesidir. Açık kırıklarda, kırığın açtığı yara mikrop kopması için steril bezle kapatılır. Kanamanın olması durumunda da tek kemik kırıklarında boğucu sargı uygulanır. Daha öncede belirtildiği gibi boğucu sargıda kan dolaşımı mutlaka kontrol edilmelidir. İlk yardımın temel ve genel ilkelerini açıkladıktan sonra kırılan kemiğin yerine göre ilk yardım uygulaması yapılır. Köprücük kemiği kırıklarında yapılacak ilk yardım kuralları aşağıdaki gibi olmalıdır.
Kırılan köprücük kemiği tarafındaki koltuk altına pamuk yumağı veya bez konularak tülbent ya da eşarp kullanılarak boyuna asılır. Diğer bir ifadeyle üçgen sargı yapılır. Daha sonra askıya alınan kol geniş bir kuşakla göğüs'e bağlanır. Kırığın olduğu bölgede şişmenin önlenmesi için buz uygulaması yapılır. Köprücük kemiği kırıklarında hastanın sağlık kuruluşuna taşınması oturur durumda yapılır. Üçgen sargının yapılamaması durumunda kırık kol ceket veya göleğin iki düğmesi arsından sokularak da tespit edilebilir.





Kol kemiği kırıklarında ilk yardım uygulaması kırılan kol kemiğine göre değişir. Üst kol kemiği kırıkları arasında en fazla görüleni dirsekte meydana gelen kırıklardır. Dirsek kırıklarında uygun ilk yardım yapılmalıdır. Aksi taktirde sakatlıklara neden olur. Bu amaçla dirsek kemiği kırıklarında kol hiç hareket ettirilmeden tespit ettirilir. Üst kol kemiği kırıklarında yara açıksa azlı bezle üzeri kapatılmalıdır. Yarada kanama durumu varsa boğucu sargı da uygulanabilir. Gerekli ilk yardımın yapılmasından sonra hasta en yakın sağlık kuruluşuna sevk edilir. Ön kol kemiği kırıklarında kolun iki yanına tahta parçaları elleri de kapsayacak şekilde konularak tespit edilir. Daha sonra üçgen sargı ile boyuna asılarak zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna götürülür.

Bacak kemiği kırıklarında uygulanacak ilk yardım kırılan kemiğe göre değişir. Üst bacak kemiği olarak da bilinen uyluk kemiği kırıklarında tespit yapılabilmesi için önce dizler ve topuklar arasına yastıkçıklar konulur. Daha sonra ayaklar ve dizler ve topuklar arasına yastıkçıklar konulur. Daha sonra ayaklar ve dizler birbirine bağlanır. Bu sırada hastanın ağrısı artıyorsa ayak ve dizlerin bir birine bağlanmasında ısrarcı olunmamalıdır. Bacak en rahat biçimde tutulmalıdır. Hareket etmesi önlenmelidir. Alt bacak kemiği olan bilinen kaval ve baldır kemiklerinin biri ya da ikisi kırılabilir. Bu kemiklerin kırılması durumunda ayak dışa dönük hale gelir. Kaval ve baldır kemiği kırıklarında tespitin yapılması sırasında ayak bileği ve diz eklemlerini de kapsayacak şekilde yapılır. Bacak kemiği kırıklarının tespiti yapıldıktan sonra hasta sağlık kuruluşlarına götürülerek gerekli tedavileri yaptırılmalıdır.

Kol ve bacak kemiği kırıklarında diğer kırıklarda da olduğu gibi öncelikle yapılması gereken tekniğine uygun bir şekilde tespit yapılmasıdır. Bu amaçla kırık kemiğin tespit edilmesi için ateller ve sargılar kullanır. Ancak her zaman atel bulunması mümkün olmayabilir. O zaman tespit için atel yerine tahta parçaları, cetvel, sandalye bacağı, dal parçası vb. araçlar kullanılabilir. Tespit sırasında dikkat edilecek bir diğer kural da tespit için kullanılan tahta, dal parçası, cetvel vb. araçların doğrudan kırılan organa değmemesini sağlamaktır. Bu amaçla organın çevresi pamuk, bez vb, şeylerle desteklenmeli daha sonra tespit işlemine geçilmelidir. Ayrıca tespit işlemi sırasında kan dolaşımı önlenmemelidir. Çeşitli bölgelerdeki kırıklarda uygulanacak tespit işlemini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

Üst kol kırıklarında tespit yapılırken atellerden birisi kolun dış kısmına diğeri de göğüs ile kol arasına yerleştirilmelidir. Kolun dışına konulan atel dirseğe kadar uzun olmalıdır. Ön kol kırıklarında tespit yapılırken ateller kolun üstüne ve altına olacak şekilde yerleştirilir. Atelin uzunluğu dirsekten parmak uçlarına kadar olmalıdır. Tespit yapıldıktan sonra kol 90 derecelik açı yapacak şekilde sargı bezi, eşarp vb. şeylerle boyuna asılmalıdır. Bacak kemiği kırıklarında kullanılan atelleden birisi koltuk altlarından ayaklara kadar uzanacak şekilde vücudun yan tarafına yerleştirilir. Diğer atel ise bacağın iç kısmına konularak tespit yapılır. Tespit yapılması sırasında, açık yaralar yoksa ceket, pantolon gibi giysiler çıkarılmaz, açık yaraların olması durumunda ise yaranın bakımı için giysiler kesilerek çıkarılmalıdır. Kol ve bacak kırıklarında tespit e diğer ilk yardım kuralları uygulandıktan sonra hasta en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

Kaburga kırıklarında kırığın tespiti için iki üçgen sargı kullanılır. Üçgen sargılardan birincisi, hastaya derin bir nefes vermesi söylendikten sonra uygulanır. Hasta derin bir nefes verdikten sonra sargı koltuk altından geçirilerek kırık olmayan taratan düğümlenir. İkinci sargı ise hasta nefes verdikten sonra uygulanır. Birinci sargıyı 3/4 oranında kapatacak şekilde olmalıdır. Sargıların sıkı bir şekilde uygulaması yapıldıktan sonra kırık taraftaki kol üçgen sargı ile boyuna asılır. Daha sonra hasta oturur durumda sağlık kuruluşuna götürülür.





Omurga kırıkları oldukça tehlikeli kırıklardandır. Genellikle trafik kazaları ve yüksekten düşülmesi sırasında meydana gelir Omurga kırıkları tehlikesi olduğundan omurga kırığı şüphesi olan durumlarda hasta kesinlikle hareket ettirilmeden sağlık grevlilerinin gelmesi beklenmelidir. Omurga kırıklarındaki ilk yardım uygulamaları aşağıdaki gibidir.

Omurga kırıklarında yukarıda da belirttiğimiz gibi zorunlu olmadıkça hasta yerinden oynatılmaz. Hastayı oturtmak veya ayağa kaldırmak oldukça tehlikelidir. Omurga kırığında şüphe edildiğinde hasta kaldırılmadan altına sedye konulur Sedye olmaması durumunda kapı yada geniş tahta da aynı amaç için kullanılabilir. Sedye ya da benzeri bir şeye hasta yatırıldıktan sonra baş ve boyun kısmı iki taraftan desteklenir. Böylece hastanın hareketi önlenir. Sedyedeki hastanın hareket etmemesi için geniş sargılar kullanılarak sedyeye bağlanır. Eğer varsa koltuk altından ayağa kadar tahta atel uygulanabilir. Daha sonra hasta sağlık kuruluşuna sevk edilir. Sağlık kuruluşlarına, hasta oturtulmadan ve hareket ettirilmeden ulaştırılmalıdır. Böylece felç ve duyu kayıplarının oluşması önlenir.

Çıkıklar: Oynar eklemlerdeki kemiklerin eklem bağları ve eklem kapsülü zorlayan bir hareket sonucunda ya da ters bir hareketle eklem yerlerinden ayrılmasına çıkık denir. Çıkıklar genellikle omuzlarda, parmaklarda, çenede, dizlerde, bilekte, kalçada ve dirsekte meydana gelir. Çıkıklarda, eklem yerlerinde şiddetli ağrı hissedilir. Eklem hareket edemez duruma gelir. Çıkık yerinde şekil bozukluğu görülür. Ayrıca çıkık yerinde eziklik ve morluk görülür. Kısa bir zaman sonra ise şişlik başlar. Çıkıkta uygulanacak ilk yardım aşağıdaki gibi olmalıdır.

Çıkık eklem rahat konuma getirilir. Daha sonra eklem, pamuk, yastık, vb şeylerle desteklenir. Eklemin hareket etmesi önlenir. Çıkık yumuşak pamukla desteklendikten sonra üçgen sargı veya uygun bir askıya alınır. Eklem yerine soğuk uygulanarak sağlık kuruluşuna götürülür. Çıkıklarda dikkat edilecek önemli bir kura çıkan kemiğin yerine konulmasına çalışmamaktır. Çıkığın yerine konulmasına çalışılması sırasında eklem çevresindeki dokular zedelenebilir. Bu amaçla çıkıklarda gerekli ilk yardım uygulandıktan sonra başka hiç bir şey yapılmadan hasta sağlık kuruluşuna, hastaneye götürülmelidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Yaralı taşıma yöntemleri ve önemi   C.tesi Ocak 17, 2009 4:02 am

Kazalarda yaralanmalar normal yollarla kurtarılmaya çalışılır. Daha sonra da sağlık kuruluşuna ulaştırılır. Yaralının taşınması sırasında değişik taşıma yöntemleri uygulanır. Yaralının taşınması tekniğine uygun yapıldığında doğabilecek bir çok olumsuzluk önlenmiş olur. Yaralının taşınması sırasında doğabilecek olumsuzlukları önlemek için yaralı taşımanın genel kuralları uygulanmalıdır.

Yaralı taşımanın genel kuralları: Öncelikle yaralının bulunduğu pozisyon ilk yardımın esaslarının uygulanabileceği duruma getirilmelidir. Yaralının pozisyonu ilk yardım esaslarına uyuyorsa değiştirilemez. Yaralının sağlık kuruluşuna sevk edilmesi sırasında da aynı pozisyon korunmaya çalışılır. Taşıma sırasında yaralının emniyeti sağlandıktan sonra süratle taşınma sağlanır. Yaralının taşıması sırasında da ilk yardım uygulamasına devam edilmesi genel kuraldır.

Yaralının taşınması sırasında, durumu dikkate alınarak uygun şekilde taşınır. Örneğin; taşınacak yaralı solunum güçlüğü çekiyorsa taşıması yarı yarı yatmış şekilde olmalıdır. Yine başından yaralı olan hasta yarı oturuş durumuna getirildikten sonra sırt ve yanları desteklenerek taşınır. Kulağı kanayan yaralının taşınması, kanayan kulağın alta gelecek şekilde yarı yan dönük şekilde yapılır. Kanayan kulağın altına kanı emmesi için pansuman uygulanmalıdır. Göğüs yaralanmalarında ve kaburga kırıklarında yaralının taşınması sırasında hasta yarı oturmuş duruma getirilir. Karın yaralanmalarında yaralı önce sırt üstü yatırılır. Daha sonra yaranın karındaki durumuna göre pozisyon aldırılır. Eğer karındaki yara vücut eksenine dik durumda ise bacaklar dizden bükülerek taşınır. Eğer karnındaki yara vücut eksenine paralel ise bacaklar uzatılarak taşınır. Omurga kırıklarında yaralı sedye ya da sert bir zemine yatırılır. Daha sonra yeterli destek yapıldıktan sonra taşınır. Omurga kırıklarında daha önce de açıkladığımız gibi yaralı kesinlikle oturur durumda taşınmamalıdır. Kalça kemiği kırıklarında yaralı sırt üstü yatırılmalı daha sonra sırt üstü yarat pozisyonda taşınmalıdır. Bacak kemiği kırıklarında taşıma gerekli tespit yapıldıktan sonra sırt üstü yatırılarak yapılmalıdır. Ancak ön kol kemiği kırıklarında yaralı yarı oturur durumda taşınabilir. Köprücük kemiği kırıklarında gerekli tespit işleminden sonra yaralı oturuş pozisyonunda hastaneye taşınır. Şok durumundaki yaralının taşınmasında hasta sırt üstü yatırılarak başı yana çevrilir. Çene geriye itilerek göğüsten uzaklaştırılır. Dilin soluk borusunu tıkması da önlenerek taşınması sağlanır. Omurga zedelenmesi, göğüs yaralanması ve kırık olması durumunda yaralının bilinci yerinde değilse hasta sabit yan yatış pozisyonunda taşınır.





Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız hasta taşınmasındaki genel kurallardan sonra taşıma yöntemlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. Bunlar;
Geri geri (Rautek) Taşıma yöntemi, İtfaiyeci yöntemi, yaralıya destek olarak taşıma yöntemi, sürünme yöntemi ile taşıma, iki el üzerinde taşıma yöntemi, battaniye ile taşıma yöntemi, sedye ile taşıma yöntemi, üç kişi ile taşıma yöntemidir.

Geri geri (Rautek) taşıma yöntemi: Bu taşıma yönteminde yaralının taşınması geri geri yapılır. Tek ilk yardımcı tarafından uygulanır. Geri geri taşıma yöntemi, merdivenlerden yaralının indirilmesinde, kaza yapan araçlardan yaralının çıkarılmasında vb. durumlarda uygulanır. Geri taşıma yönteminin uygulama basamakları şöyledir. Yaralı sırtüstü yatırılır. İlk yardımcı,ellerini yaralının koltuk altından geçirir. İlk yardımcı koltuk altından geçirdiği ellerini yaralının kolundan ya da elbisesinden tutar. En uygun olanı n koldan tutulmasıdır. ilk yardımcı yaralının başını kollarına ya da göğsüne yaslar. İlk yardımcı biraz yana dönerek geri geri yürür. Eğer hastanın ceketi varsa düğmeleri açılarak ceketin arkasından tutularak geri geri de çekilebilir.

İtfaiyeci yöntemi: İtfaiyeci yöntemi de tek ilk yardımcı tarafından uygulanır. İtfaiyeci yöntemi genellikle baygın olan, yani şuuru yerinde olmayan yaralının taşınması sırasında uygulanır. İtfaiyeci yöntemi ile taşıma hasa için çok kolay değildir. Bu nedenle itfaiyeci yöntemi ile taşımaya birden fazla ilk yardım uygulayacak kişinin olmadığı durumlarda başvurulur. İtfaiyeci taşıma yönteminin uygulanma basamaklarını açıklayacak olursak. ilk önce yaralı yüzükoyun çevrilir. Bu sırada yaralının yüzü ere temas ettirilmemeye çalışılır. İlk yardımı uygulayan sağ dizi üzerine çöker. İlk yardımcı yaralının koltuk altından ellerini geçirir. Daha sonra yaralının belinden kavrayarak ayağa kaldırır. İlk yardımcı sağ kolunu yaralının belinden tutarken sol eliyle de yaralının sağ bileğinden tutar. İlk yardımcı yaralının altına eğilerek sağ kolunu yaralının bacağı arasında sokarak sağ bacağından kavrar. Sol eliyle, yaralının sağ bileğini tutmayı sürdürür. Daha sonra yaralının ağırlık merkezini ilk yardımcı omuz'una getirecek şekilde yatar pozisyonda yaralıyı omuz'una alır. Yaralı omuza alındıktan sonra ayağa kalkarak taşınır.

Yaralıya destek olarak taşıma yöntemi: Bilinci yerinde ve yürüyebilecek şekildeki yaralının taşınmasında uygulanan bir yöntemdir. Uygulama basamakları aşağıdaki gibidir. İlk yardımcı yaralının sağlam tarafına geçerek yaralının kolunu boynundan geçirerek bileğinden tutar. Diğer boş eliyle de yaralının belinden kavrar. Yaralıya ilk yardımcı uyumlu şekilde yürür.

Sürünme yöntemi ile taşıma: Bu taşıma yöntemi baygın durumda ve çok ağır olan yaralının tünel, kanal vb. yerlerden taşınmasında uygulanır. Yaralı sürüklenerek taşınır. Sürünme yönteminin uygulama basamakları aşağıdaki gibidir. Önce hastanın sırt üstü yatması sağlanır. Daha sonra yaralının bilekleri birbirine geniş bir sargı yada kemer, eşarp ve eşyalar kullanılarak bağlanır. İlk yardımcı yüzü yaralıya dönük olacak şekilde diz ve elleri üzerine çöker. Daha sonra yaralının bağlı olan kolunu kendi boynundan geçirir. İlk yardımcı yaralının kollarını boynundan geçirdikten sonra emekler şekilde yürür.

İki el üzerinde taşıma yöntemi: Bu taşıma yöntemine altın beşik taşıma yöntemi de denir. İki ilk yardımcının uygulayabileceği bir taşıma yöntemidir. Bu yöntemin uygulanacağı yaralının oturabilecek durumda ve baygın olmaması gerekir. İki el üzerinde taşıma yönteminin uygulama basamakları aşağıdaki gibidir. İki ilk yardımcı, yaralı aralarında kalacak şekilde karşı karşıya gelirler. Karşılıklı yüz yüze gelen ilk yardımcılar birer ellerini kenetlerler. Daha sonra diz çökerek yaralıyı ellerinin üzerine oturturlar. İlk yardımcılar boşta kalan diğer ellerini yaralının sırt tarafında kenetlerler. Aynı zamanda ilk yardımcıların omuzları yaralının arka tarafında destek görevi yapar. Yaralı da ellerini ilk yardımcıların omuzlarına atarak dengesini sağlar. Yukarıdaki basamakların uygulanmasından sonra ilk yardımcılar ayağa kalkarak taşımayı gerçekleştirirler.




Battaniye ile taşıma yöntemi: Dört tane ilk yardımcı tarafından uygulanan bir yöntemdir. Uygulama basamakları ise şöyledir. Battaniye yaralının yanına paralel olarak açılarak konulur. Battaniye uzunlamasına olarak yarısına kadar katlanır. İlk yardımcılarda, birisi katlanan taraftan tutarken diğer üç ilk yardımcı karşı tarafa geçerek taralıyı sağlam yani üzerinde çevirirken diğer taraftaki tek kalan kişi yaralının sırtına battaniyeyi yaklaştırır. Diğer ilk yardımcılar yaralıyı yuvarlayarak battaniyenin ortasına sırt üstü yatırılır. Yaralının battaniyeye yerleştirilmesinden sonra battaniyenin uzun kenarları sıkı bir şekilde yuvarlanarak rulo şekline getirilir. İlk yardımcılar ikişerli olarak karşılıklı geçerek rulo yapılan kısımlardan tutarak, aynı komutla yan yürüyerek yarlıyı taşırlar.

Sedye ile taşıma yöntemi: Yaralı ve hasta taşımasında en uygun yöntem sedye ile taşımadır. Sedyede yaralı taşıması ayak yönünde olur. Ancak bazı durumlarda baş yönünde taşıma gerekebilir.

Üç kişi ile taşıma yöntemi: Üç kişi ile yaralı taşımasında yaralının vücudunun ön kısmı ilk yardımcılara dönük olarak yan yatırılır. Daha sonra birinci ilk yardımcı yaralının ayaklarından, ikincisi kalça hizasından, üçüncüsü de koltuk altı hizasından tutarak taşır. Taşıma sırasında üçüncü ilk yardımcı yaralının baş ve boynunu destekler. Hasta taşımasında hayat kurtarıcı olan sabit yan pozisyonu kusan yaralıda, şok ve şuurun yerinde olmayan yaralıda uygulanır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Doku ve organ bağışı   C.tesi Ocak 17, 2009 4:02 am

Vücutta çeşitli hastalıklardan dolayı bazı doku ve organlar fonksiyonlarını kaybederek görev yapamaz duruma gelir. Ağır kronik hastalıklar sonucunda fonksiyonunu kaybeden doku ve organların yerine bunların görevini yapacak sağlıklı doku ve organların nakledilmesine izin verilmesine doku ve organ bağışı denir. Sağlam kişiler tarafından yapılan organ bağışları bir çok hasta için hayat kurtarıcı olmaktadır.

Doku ve organ nakli, görev yapamaz durumdaki doku ve organın yerine sağlıklı olan doku ve organın nakledilmesidir. Doku ve organ naklinde, nakledilecek doku ve organ hemen bulunamayabilir. Böyle durumlarda uygun olan doku ve organın bulunmasına kadar hastalarda özel cihazlar kullanılarak zaman kazanılır. Örneğin, görev yapamayan böbreğin yerine yeni böbrek nakli yapılıncaya kadar dializ makinelerinin kullanılması gibi. Sağlık kuruluşlarında çoksa sayıda hasta hayatta kalabilmek için kendilerine uygun doku ve organın bağışlanmasını beklemektedir. Bu amaçla kazalarda yaralanarak hayatlarını kaybeden kişilerin zarar görmemiş sağlıklı doku ve organları bir çok hastanın hayatını kurtarabilir. Dolayısıyla kişiler doku ve organlarını ölümlerinden sonra başka hastalarda kullanılmasına izin verebilirler. Böylece kaza geçirerek hayatını kaybeden birisi sağlam kalan organlarıyla bir çok hastanın hayatını kurtarır. Organ bağışı ölen kişinin yakın akrabaları tarafından da yapılabilir. Kişi ölen yakının sağlam olan doku ve organını bağışlamakla acı çekerek ölümü bekleyen hastaları hayata döndürmenin mutluluğunu yaşar.




Hayat kurtarıcı olan doku ve organ nakline 39.95.1979 tarih te 2238'nolu kanunla yasal düzenleme getirilmiştir. Doku ve organların bu yasaya göre belli bir bedel karşılığında alınması ya da satılması yasaklanmıştır. Doku ve organ bağışının temeli insani amaçlara dayalı olmalıdır. İnsani amaçlar dışında para karşılığında doku ve organın satılması ya da alınması suç olup hapis cezasını gerektirmektedir. Yine ilgili yasaya göre 18 yaşından büyük olması gerekmektedir. Doku ve organ bağışı konusunda Diyanet işleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu bir karar almıştır. İlgili kuruluşun 06.03.1980 tarihli kararına göre doku ve organ naklinin caiz olduğu bildirilmiştir. Buna göre doku ve organ nakli; Mecbur kalındığı durumlarda, diğer bir ifadeyle ölümcül olan hastanın hayatını kurtarmak için. Hekimler, hastanın ancak doku ve organ nakli sonunda hayatta kalacaklarını belgelemeleri durumunda, Organ ya da dokusu alınacak kişinin hayatını kaybetmiş olması, Doku ve organ bağışı yapacak kişinin sağlığında izninin alınması veya akrabalarının izniyle yapılabilir.

Vücuttaki her organın nakli yapılamaz, Nakli yapılabilecek organlar arasında böbrek, kalp, pankreas, karaciğer ve kemik iliği sayılabilir. Doku nakilleri arasında kan nakli en sık uygulananıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: Sağlığa Etki Eden Etmenler ve Sağlığın Ölçülebilirliği   C.tesi Ocak 17, 2009 4:03 am

Sağlık ölçülebilir bir kavramdır..

Bir ülkenin sağlık düzeyini gösteren değişik ölçütler vardır. Sağlık düzeyini gösteren ölçütler sağlık olaylarının
objektif ve sayısal olarak tespit edilmesidir. Bu ölçütler arasında ;

- Ana ölüm hızı
- Bebek ölüm hızı
- Kaba doğum hızı
- Nüfus artış hızı
- Sağlık için ayrılan harcamalar vb. yer alır.
Sağlık ölçülerini aşağıdaki gibi kısaca tanımlayabiliriz.

Ana ölüm hızı : Bir yıl içinde toplumda görülen gebelik, doğum ve lohusalığa bağlı ana ölüm sayısının, aynı yılda görülen canlı doğumlara bölümünün on bin ya da yüz bin ile çarpımıdır.

Bebek ölüm hızı : Bir yılda canlı doğan ve doğumdan sonraki 364 gün içerisinde ölen bebeklerin sayısının, bir yıldaki canlı doğum sayısına bölünmesi ve çıkan sonucun da binle çarpılmasıyla bulunur.

Kaba doğum hızı : Bir takvim yılındaki toplam canlı doğum sayısının, toplumun yıl ortası nüfusa bölümünün bin ile çarpımıdır.

Kaba ölüm hızı : Bir takvim yılında görülen ölüm sayısını, o ülkenin yıl ortası nüfusuna bölümünün bin ile çarpımıdır.

Nüfus artış hızı : Bir yıldaki canlı doğum sayısından, o yıl içindeki ölüm sayısının çıkarılarak, o toplumun yıl ortası nüfusuna bölünüp bin ile çarpımıdır.





Sağlık düzeyini gösteren ölçütlerin düzenli tespiti için bu verilerin iyi bir şekilde kaydedilmesi gerekir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin göstergelerinden birisi o ülkenin sağlık ölçütleridir. Ülkenin gelişmişlik düzeyine göre değişen sağlık ölçütlerini kısaca açıklayalım.
Bir toplumda doğurgan çağdaki kadınlar "ana" terimiyle ifade edilir. Doğurgan çağdaki kadınların yaşı 15-49 arasıdır. Ana sağlığı hizmetlerinin değerlendirilmesinde, ana ölüm hızı önemli bir ölçüttür. Doğumdan sonraki ilk yıl bebeklik dönemidir. Bebekler bu dönemde çevresel etkenlerden kolaylıkla etkilenir. Bu dönemdeki bebek ölüm hızı, gelişmişlik düzeyini gösterir. Ülkemizdeki bebek ölüm hızı 1968 yılında binde 208iken 1993 yılında binde 65'e kadar düşmüştür. Bebek ölüm hızı İsveç ve Japonya'da binde 7, Abd de binde 11, İran'da binde 102, Pakistan da binde 121'dir. Verilen değerlerden de anlaşıldığı gibi gelişmiş ülkelerde bebek ölüm hızı daha düşüktür. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız ana ölüm hızı ve bebek ölüm hızları birbiriyle yakın ilişkilidir. Ana ve bebek ölümlerinin azaltılması için verilen sağlık hizmetleri etkin bir şekilde uygulanmalıdır.

Doğuştan beklenen yaşam süresi bir toplumdaki ortalama ömrü gösterir. Ortalama ömür, sosyo-ekonomik düzey ve hayat şartlarının iyileşmesinin yanında sağlık hizmetlerinin etkinliğine göre de değişir. Ortalama ömür dünyada yaklaşık olarak 60 yıldır. Aynı oran Abd'de 74 yıl İsveçte 75, Pakistan'da 41, Türkiye de ise 65 yıldır. Doğuştan beklenen yaşam süresi o ülkenin gelişmişlik düzeyine göre değişir. Gelişmiş ülkelerde ortalama ömür daha yüksektir. Aynı şekilde kaba doğum ve ölüm hızları da o ülkenin gelişmişlik düzeyini göre farklılık gösterir.

Nüfus artış oranı bir ülkenin sağlık düzeyini gösteren ölçütler arasındadır. Gelişmiş ülkelerde nüfus artışı az, geri kalmış ülkeler ise fazladır. Yine sağlıkla ilgili harcamalar, sağlık düzeyini gösteren önemli bir ölçüttür. Sağlık hizmetlerine harcanan para gelişmiş ülkelerde diğer ülkelere göre daha fazladır.

Sağlık hizmetlerine yeterince önem verildiği takdirde hayat standart'ı yükselir. Aynı şekilde yaşam süresi uzar. Buna bağlı olarak kişilerin ülke ekonomisine katkısı artar. Sağlıklı kişilerin işlerindeki verimi daha yüksek ve çalışma süreleri daha uzundur. Kişilerin Sağlıklı olması iş kaybını önler.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
 
KAZALAR VE İLK YARDIM BÖLÜMÜ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Alevileriz Biz :: SAĞLIK :: SAĞLIKLI YAŞAM-
Buraya geçin: