Alevileriz Biz

Alevi Yaşantısı
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ALEVİ GENÇ TÜRBANLIYLA EVLENİRSE ?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 400
Kayıt tarihi : 12/10/08

MesajKonu: ALEVİ GENÇ TÜRBANLIYLA EVLENİRSE ?   C.tesi Ocak 10, 2009 8:45 pm

Alevi bir genç, türbanlı bir kızla evlenebilir mi?
________________________________________
Soru şu, Alevi bir genç türbanlı bir kız ile evlenebilir mi ?

Hemen cevabımı vereyim, HAYIR

Çünkü, işin iki yönü var, biri inanç, diğeri ise hayatın gerçekleri,
İnanç kısmına girmeyeceğim, son zamanlarda her ne kadar yumuşak açıklamalar yapılıyor olsa da, bunun cevabının yine de hayır olacağı hepimizce malum, işin hayat kısmına gelince
inanç kısmının cevabını da burada bulmak mümkün,

Nasıl mı;

Şöyle:
Hepimiz biliriz ki Alevi gençler, yetiştirilirken oldukça ılımlı, kavgadan uzak,
hümanist yetiştirilirler, buna birde yukarda yazdığım, inançta yumuşama eklenince
“her genç kızın rüyası, zetina dikiş makinası”türünden bir durum çıkar ortaya.

Gün gelir böyle bir Alevi genç ile türbanlı bir kız birbirlerine aşık olur, ve oğlumuz durumu ailesine açar, kızı istemelerini söyler, aile hafif yollu bir uyarıda bulunur, fakat oğlan aşık olmuştur ve ailenin yapacak fazla bir şeyi yoktur, buraya kadarki kısımda Alevi genç ve muhtemeldir ki ailesi için bir sakınca yoktur ve hatta karşı kesimden ( yezit ) birini kendi saflarına katma duygusu ile bir sevinç te yaşanır.

Ama durumu bir de gelin kız tarafından ele almak gerekir, her şeyden önce gelinimiz türban’lıdır, neden türban’lıdır çünkü şeriatçıdır, sün-ni dir, dini bütündür, muhtemelen onunda bir ailesi vardır ve kız durumu uygun bir zamanda ailesine açar, doğaldır ki o ana kadar akıllarından bile geçmeyecek olan ve asla onaylamayacakları bu evliliğe şiddetle karşı çıkarlar, fakat kızın elinde bazı önemli hafifletici nedenler vardır, kız bunları anne babasına anlatır, zaten onlarda dini bütündür ve duydukları şeyler hoşlarına gider ve tıpkı diğer aile gibi bunlarda karşı taraftan ( zındık ) birini İslam-a kazandırarak cenneti hak etme sevincine kapı- lır ve bir de her anne baba gibi kızlarının ısrarına karşı koyamazlar, çözüm olarak bir hocaya ve ya şeyh-e müracaat ederler, durumun kurtarılmasına yönelik uygun bir fetva verilmesini isterler,


Peki oğlan kıza neler söylemiştir;

Şunları söylemiştir :

Oğlan kızla tanışıp konuştuğu zaman, kendisinin Alevi olduğunu söylememiştir, aralarında hızlı bir elektriklenme ve aşk doğmuştur, her şey yolundadır, iş ciddiye binip evlenme söz konusu olduğunda, oğlan bir oluruna getirip ağzından baklayı çıkarır ve kıza Alevi olduğunu söyler, o ana kadar aşktan ve mutluluktan başka bir şey duymayan kız Alevi lafını duyduğun- da birden rengi atar ve bir ürperme geçirir, ve “ AAAA nasıl olur? Sen Alevi olamazsın, “ der fakat oğlan bu duruma hazırlıklı olduğu için kartlarını ortaya koymaya başlar,

Nedir bunlar ?

Şunlardır;

Oğlan Alevi İslam-cı bir ailedendir, her gün Cem Tv. izler, malum yazarları okur, bu arada meşhur Prof. sayesinde Fetullah-a da sempati beslemeye başlamıştır, Cuma ve bayramnamazlarını kaçırmaz, müthiş bir ehlibeyt sevgisine sahiptir, kısaca bu ve benzeri düşüncelerini kıza anlatır, gelinimiz her ne kadar tam anlamıyla ikna olmasa da ilerisi açısından, yani değişime elverişli olması nedeniyle buna evet der.

Ve işte bu gerekçeler şeyh-imizinde olur-una mazhar olur,

Gün gelir aileler bir araya gelir, kız istenecektir, Allah-ın emri ve Peygamberin kavli yerine getirilecektir, çaylar kahveler içilir, laf döner dolaşır inanç kısmına gelir, bizimkiler oldukça sıkıntıdadırlar, kız babası durumu iyi bildiği ve hakim inanç mensubu olmanın rahatlığıyla konuyu ele alır ve “ aslında yok birbirimizden farkımız, hepimiz aynı Allahın kullarıyız, aynı dinin inananlarıyız, aynı peygamberin ümmetiyiz, zaman içinde bazı istenmeyen olaylar yaşanmış ve bu duruma getirilmişiz, ve aslında Alevilerin çok inançlı insanlar olduklarını biliriz, fakat Alevilerin içine sızmış bazı art niyetli kişilerin, onları İslamdan koparmaya çalıştıklarını “ falan anlatır, bu sözler zaten ezim ezim ezilen oğlan tarafını oldukça rahatlatır ve baba da söze başlar ve gadir-i hum-dan başlayarak Alevi İslam sürecini anlatır, o andan itibaren müthiş bir duygusal hava hakim olur, neyse efendim kızı Allahı-n emri Peygamber-in kavliyle isterler, nişan yüzüğü takılır, düğün tarihi kesilir,

Düğün salonunun kapısında gelinin ve erkeğin anne babası şık elbiseleri ile konukları karşılarlar, oğlanın anne babası her zamanki duruşlarıyla ve giyinişleriyle ordadırlar, gelinin ana babası ise biraz farklıdırlar anne türbanlı, baba takım elbiseli gravatsız ve çember sakallıdır, oğlanınkiler her gelenin elini sıkar, gelininkilerde ise durum değişir, baba kadınların, anne erkekelerin elini sıkmaz, bu durum bütün konuklarda ister istemez bir tedirginlik yaratır, yani istisnasız gelen bütün konukların eli mutlaka havada kalır, ve ya
durumu önceden sezenler buna karşı önlemini alırlar, ve gelen herkes masalarda bu durumu konuşur, bizimkiler kadın erkek karışık otururlar, diğerleri başarabildikleri oranda haremlik selamlık uygularlar, Alevi konuklar diğerlerini yobazlıkla, diğerleri ise bizimkileri abdestsizlikle suçlar, herkes tanık olduğu benzer durumlardan örnekler vermeye başlar ve oradaki herkes bu işin o-la-ma-ya-ca-ğı-nı daha oracıkta hükme bağlar.

Sonra alkışlar arasında gelin ve damat salona girer, damat klasik durumdadır, gelin ise inancına uygun olarak giyinmiştir, tesettürlü gelinlik içerisindedir, bizimkiler kadın erkek halaya kalkar, diğerleri bazen zorlamayla ikili oyunlara kalkar, yani anlayacağımız hava parçalı bulutludur, bir ara pasta gelir sonra takıya geçilir, o ara bakarız çember sakallı biri mikrofonu almış bol dualı ve dini temennili bir konuşma yapar, takı ve tebrik kısmına geçilir, girişte tongaya düşenler bu sefer tedbirlerini alırlar ve daha az el kazası yaşanarak, düğünden çıkılır, gein ve damat mutlu mes-ut yuvalarına çekilir, gelin hanım abdest-ini alır ve iki rekat namazını kılar, oğlumuz da buna katılmak zorunda kalır zira daha ilk geceden tatsızlık çıkmaması gerekir bu görevler yerine getirilerek ve doğacak çocukların hayırlı olması için dua edilerek……………………………………………………………..a geçilir,
daha sonra gusul abdest-i alınacaktır bizim ki ne yapar bilinmez?????????????????????????

Bizim oğlan işe gidip geliyordur, gelin evde, ev işlerini yapıyor ve boş vakitlerinde Kur-an-ı Kerim ve Rsale-i Nur okuyordur. Karısını çok seven ve zaten yok denecek kadar dini bilgiye sahip olan koca karısının telkini ile kuran okumaya ve düzenli olarak namazını eda etmeye başlar

Aradan 9 ay 10 gün geçer bir oğlumuz olur, aileler ortak bir isim bulurlar, ve çocuğun adını Muhammed ALİ koyarlar, 2 sene sonra da bir kızları olur, onunda adını Rabia koyarlar

Zaman hızla geçer çocuk 6 yaşına gelir, babanın zayıf itirazına karşılık, annenin dediği olur, çocuk mahallenin Kur-an kursuna gönderilir, bu kurs diyanetin değil bir vakfındır, çocuk her gün düzenli olarak başında takkesi, koltuğunda yeşil kılıf içerisinde Kur-an-ı ile gidip gelir,

Ve zaman yine hızla geçer, kız 6 yaşına gelir ailenin isteğiyle başı bağlanır ve abisi gibi aynı Kur-an kursuna gönderilir,

Oğlan ilk öğretimi bitirmiştir, annesi ve annesinin akrabaları tarafından yetrince işleniyordu, fakat azda olsa büyük babası gillerin anlattığı bazı şeyleri’de öğreniyordu, bunlarda Alevilik diye bir şeyden bahsediyorlardı, fakat her konuşmanın sonunda dede çocuğu sıkı sıkı tembih ediyordu “ aman ha oğlum, sakın bir yerde Alevi olduğunu söyleme “ diyordu, tıpkı kendi oğluna da tembih ettiği gibi.

Bir gün babasına sordu, “ baba Alevi ne demek ? “ baba hiç beklemediği bu soru karşısında büyük bir şaşkınlıkla ve sadece “ boşver oğlum, daha küçüksün, biraz büyü o zaman konuşuruz “ Evet oğlan büyüyordu, annesi onu çok iyi yetiştiriyordu, ayrıca çevresinden de yeterince eğitim alıyordu, liseye başlamıştı, birsürü yeni arkadaşları olmuştu, arkadaşlarıda hep kendisi gibi camiye giden, namazını kılan çocuklardı zaten diğer türlüsü olmazdı, olamazdı, bir zaman sonra okuldan bazı ağabeylerle tanıştı, onlarda aynı şeyleri söylüyorlardı, fakat bir fakları vardı onlar akşamları bir evde toplanıp zikir yapıyorlardı, bir gün onuda çağırdılar, kıramadı gitti, bir sürü genç insan toplanmış bir müzik aleti eşliğinde ilahiler söyleyip sağa sola öne arkaya sallanarak tapınıyorlardı, katıldı, çokta uzak şeyler değildi kısa süreli bir acemilikten sonra uyum sağlamıştı, ritmikti, insanı cezb ediyordu, zaman geçtikçe insan kendinden geçiyordu, çocuk alışmıştı , zikirleri kaçırmıyordu, bir zaman sonra oğlanda bazı değişimler gözleniyordu mesela artık annesinin ve de kız kardeşinin eline dokanmaktan kaçınır olmuştu, annesi durumun farkındaydı ve içten içe seviniyordu, fakat babası henüz oralı değildi, bir gün babasına tekrar sordu “ baba Alevi ne demek? “ babası yine aynı cevabı verdi, fakat bir okul arkadaşı ona, ramazan ayında Aleviliğin ne olduğunu ve Alevilerin nasıl insanlar olduklarını anlattı, ve işte o gün itibariyle çocuk zaten hayatına hiç girmemiş olan Aleviliğe kapılarını tamamen kapattı, ve hayatta ki en büyük düşmanını da belirlemiş oldu,
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://alevicumhuriyeti.yetkinforum.com
 
ALEVİ GENÇ TÜRBANLIYLA EVLENİRSE ?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Alevileriz Biz :: ALEVİLİK :: ALEVİLİĞİN TEMELİ-
Buraya geçin: